Evlilik Hazırlıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Evlilik Hazırlıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2014 Perşembe

Talihsiz Bir Antika Gelin Arabası Hikayesi ve Kanaviçe Çerçeve

Başlığı uzun bir düşünme süreci sonucunda ancak bu kadar kısaltarak atabildim :) Başlıkta da olduğu gibi gelin arabası hikayesinden başlamak istiyorum. Çocukluğumdan beri hep klasik sarı bir vosvosum olsun istemişimdir. Bu istediğimi her belirttiğimde babamdan farklı tepkiler alırdım ki bunlardan biri de "Bi tamirciyle evlenmen lazım o zaman!"dı. Yıllar sonra ne kadar haklı olduğunu tam da düğün günümde hep beraber görmemiz de unutulmayan bir anı oldu. Düğün yaklaştıkça gelin arabası için antika bir araba istediğimi belirtmiştim eşime ama olmazsa da fark etmeyeceğini illa osun diye tutturmadığımı da eklemiştim. Ama kıymetli eşim sağ olsun ne yapıp edip (tosbi olmasa da) bir araba buldu; mavi bir Chevrolet İmpala.


Araba düğün günü yaklaşık 150 km virajlı bir yol gideceği için de bir hafta önceden bakıma sokuldu, lastikler değiştirildi vs. Bunca hazırlıktan sonra işin talihsiz kısmı nerede derseniz? Gelin alma için eşimin evinde toplanan konvoy arabaları bizim evin önünü gayet sorunsuz bir şekilde geldiler. İçeriden korna seslerini duyuyoruz garip bir heyecan içindeyim derken damat bir türlü yukarıya çıkmıyor. Bu arada kızlar camdan arabanın fotoğrafını çekip bana gösteriyorlar "Ayy çok hoşş!" diyerek. Biraz bekledikten sonra eşim yakın arkadaşı ve aynı zamanda sadıcıyla oda kapısında göründü. Beni gördüğündeki yüz ifadesi tek kelimeyle panikti ve ilk cümlesi de "Araba bozuldu, kapıyı kapatınca su boşaldı, çalışmıyor!" oldu. Ben tabi ki "Boşver önemli değil!" diyerek sakinleştirmeye çalışsam da o asansörden inip değişen gelin arabasına binene kadar sürekli aynı cümleyi farklı şekillerde söylemeye devam etti. Hatta öyle ki kapıdan çıkıp dua edildiği bütün gelinlerin ağladığı o anlarda beni bir gülme aldı :) İyi ki yüzüm kapalıydı diyorum şimdi (duvaktan başka kalın bir örtüyle, yöresel bir gelenek). Eşimden dinlediğim kadarıyla bizim evin önüne geldiklerinde arabadan inip kapıyı kapattığı anda arabadan kol kalınlığında foşur foşur sular akmaya başlamış arabanın sahibi ve şoförü de çaresiz kalmış. Hemen üzerindeki süsleri çıkarıp başla bir arabaya takmaya başlamışlar. Biz indiğimizde ben kapıya hala bir şeyler bağlamaya çalışan birinin neredeyse tepesinden atlayarak bindim arabaya. Bütün düğün boyunca yaşadığımız tek talihsizlik bu oldu. Bunu da "nazar çıktı"diye yorumladı herkes. Bunun gibi aksiliklere hazırlıklı olmak lazım ve bunların moralinizi bozmasına izin vermemek durumundayız. Mesela bu olayda "ya çarşının ortasında olsaydı" diyerek teselli bulmuştum :)


Gelelim model arabaya. Sanırım Limango'nun kampanyalarından birinde antika model arabaları görünce acaba bizim araba var mıdır diye baktım ve tek kapılı olanını buldum. Üstelik rengi bile aynıydı. Hemen aldım ve geldiğinde sevmelere doyamadık. Şimdi her gördüğümde yaşadığımız trajikomik olay aklıma geldiği için gülümsüyorum.

Baş harflerimizin, düğün tarihimizin yazılı olduğu çifte kumruları geçen yıl işlemiştim. Şablonunu internetten beğenip kaydetmiştim ve bilgisayardan yakınlaştırarak işledim.  Geçenlerde İstanbul'dan aldığımız üçlü çerçevelerin en büyüğüne bu işlemenin çok yakışacağı fikri geldi aklıma. Hemen işlemeyi çıkardım düğün tarihimizi ekledim altına ama kumaşın kare olduğu için çerçeveye küçük geldiğini fark ettim. Evdeki keçelerden ve havlu kenarında kullandığım dantelden ulama yaptım, iyi ki kumaş yetmemiş diyorum, bu halini daha çok sevdim.


14 Mayıs 2013 Salı

KINA HEDİYESİ- KAFTAN





Blogu evlilik hazırlıkları blogu olarak hayal etmesem de, bu amaca hizmet eden, fikir veren bloggerlar sayesinde bir çok fikir edindiğimi düşünerek kendi el emeğimle yaptığım şeyleri paylaşmaya karar verdim.

Düğünüme 2 aydan az bir zaman kalmışken kına gecemde hediye olarak dağıtacağım kaftan magnetleri bitirip kutulamanın rahatlığını yaşıyorum. Normalde çok azimli biri sayılmam ama konu el işleri olduğunda bitirmeden uykusu kaçanlardanım. Bitirdiğimdeyse şimdi ne yapacağım deyip başka bir işe başlıyorum. Hobi olarak yaptığımı iddia ettiğim şeyler tüm günümü, uykumu, enerjimi alıyor bazen. Kaftanları da yapmaya düğünüme 3 ay gibi bir süre varken başlayıp bir hafta gibi bir sürede akşamları iş sonrası yaparak tamamladım. Benim içime sinen bir hediye oldu. 


Kalın keçeleri yukarıdaki gibi kaftanın en ve boy ölçülerinde dikdörtgen keserek işe başladım. İnce keçeyle çalışmaya alışkın olduğum için kalın keçeyi kesmek gerçekten zorladı. Makasınızı bu iş için feda etmeye hazır olun :) Daha sonra kartona çıkardığım keçe kalıbını bu keçelerin üzerlerine koyarak keçeli kalemle belli belirsiz çizdim ve çizdiğim yerlerden kestim.



Altın rengi şeriti kesildiğinde uçları açıldığı için arkasına kıvırarak silikonla yapıştırdım. Daha da süslü olsunlar diye pul ve arkalarına tüy eklemeyi de ihmal etmedim.











Her bir adımı bitirerek gittiğimde daha hızlı yaptığımı ve pratiklik kazandığımı fark ettim. Bir süre sonra ölçmeden kesmeye, el yakmadan yapıştırmaya başlıyorsunuz :) 
Bu kısma kadar ev sadece dağınıktı, bundan sonraki adımlarda ev uçuşan simlere kavuştu. 
Ben şahsen kına konusu sevmediğim ve gittiğimiz yerlerden alınan kınaların çekmecede durdukları yerde bile kokusuyla beni rahatsız ettiğini gördüğüm için magneti kına yerine lavantayla yapmak istedim ama kınayla yapılan örneklerini de gördüm onlar tabi ki daha anlamlı. Hazır olan bu karlı/simli tüllerin içlerine bir çay kaşığı lavanta koyarak organze inci kurdeleyle bağladım.



 Lavanta keseleri keçeye yapıştırdıktan sonra üzerlerine magnetlerini yapıştırıp bitirdim.




Kol uçlarına pul eklemeyi denedim ama çok uğraştırıcı oldu vazgeçtim.

Hepsini tek tek buzdolabında deneyip kontrol ettikten sonra paketlemesini yaptım. Ne kadar gerekli olduğu tartışılsa da insanın kendi düğünü için bir şeyler yapıp etrafındakileri mutlu etmesi çok güzel bence. Bunlar dağıtılırken verilecek tepkileri merakla bekliyorum.

Düşük kalite fotoğraflar için özür! Tamamen tembellik yüzünden!