cross stitch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cross stitch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2014 Pazartesi

ÖĞRENCİLERİMİN ELLERİNDEN ETAMİN KİTAP AYRACI

Ben ortaokuldayken Ev Ekonomisi ve İş Teknik diye derslerimiz vardı. Seçmeli olan bu dersler bana göre diğer derslerin yorgunluğunu attığımız, bir şeyler ürettiğimiz için çok eğlenceli ve faydalı olurdu. Evde hala kullanılmayı bekleyen ve kullanılan eşyalar var bu derste yaptığım. En güzel tarafıysa yıl sonunda açılan sergi olurdu. Halk Eğitim Merkezlerinin sergileriyle yarışacak kadar çok ve kaliteli işler olurdu. Yaptığın şeylerin sergiye seçilmesi ve sergilenmesiyse ayrı bir gururdu. Tüm bunları düşünerek İngilizce öğretmeni olduğum okulumda (ne alakaysa di mi :) ) böyle bir etkinlik yapabileceğim aklıma geldi. Malum artık TEOG a dönüşen liselere geçiş sınav sistemiyle nisanın sonunda özellikle 8.sınıflarımızın omzundan büyük bir yük kalkmış oluyor. Ben de bu süreci etamin, kanaviçe işlemeyi öğretmek için kullanmak istedim. Öğrencilerim zaten daha önceki okulumda yaptığımız benzer çalışmayı gördükleri için çok istekliydiler. Öğlen araları müsait oldukça toplanarak her boş vakti bu işe ayırarak mütevazi bir koleksiyon yaptık kısa zamanda. Bahar şenliği için yapılacak yiyecek içecek satışının yanında küçük bir masayla gençler yaptıkları işlerle okullarına katkıda bulundular ve en önemlisi bu işten büyük keyif aldılar. O kadar kısa bir zamanda tükendiler ki hem fiyatını azcık daha pahalı yapmadığmıza hem de sayıyı az tuttuğumuza pişman olduk. Gelecek yıl için biraz daha kapsamlı bir şeyler yapmam için de cesaret oldu gerçekten.








Bu fotoğrafla ilgili bir şeyler söylemden geçemeyeceğim. Gördüğünüz gülü 8.sınıflardan bir delikanlı işledi hem de bir öğretmen arkadaşımıza hediye etmek için. Biz kızlarla bu işe sarmışken beyler " biz de yapabiliriz ne var onda" gibi meydan okumalarla aldılar ellerine kanaviçeyi ve hepimizi şaşırtan yetenekler çıktı ortaya :) 


Güzel yürekli çocuğum da kendi kendine Soma yazmış. Gelip göstermedi bile tesadüfen gördüm ve şu notla ig de paylaşmıştım : "Etrafımdaki duyarsızlıktan öleceğimi sandığım bir anda sevgili öğrencimin yaptığı geleceğe tekrar umutla bakmamı sağlayan ayracı. Okuldaki #etamin #ayraç furyasına #soma yazarak katılmış güzel yürekli çocuk." 

30 Mart 2014 Pazar

Kanaviçe Hat Tablolar



Uzunca bir süre sonunda tablolarım duvarda yerlerini aldılar. Geçen yıl başladığım ama yarım bıraktığım "Maşallah" tablosunu 15 tatilin ikinci haftası, eşimin "Herkese her şeyi yaptın, benim en çok beğendiğim işi yarım bıraktın." sitemiyle bir gayret bitirdim. Es Selam"" lafzı ise Maşallah bittikten sonra beraber çerçeveletip takım yaparım düşüncesiyle bir yıldır dolap bekliyordu. İşlerken aynı renklerde yapmamın sebebi birlikte asarız düşüncesiydi ama evimize yerleştikten sonra ayrı ayrı asmanın daha iyi olacağına karar verdik.

 Allah'ın isimlerinden biri olan Es Selam'ın anlamı ; "Her türlü tehlikeden selamete çıkaran. Cennete ki bahtiyar kullarına selam eden." demek. Eve girdiğimizde selam vermeyi unutmamak ve misafirlerimizi de selamla karşılamak için bu tablonun evin girişinde olmasına karar verdik. Örneği Kanaviçe Dergisinin 11. sayısından işledim,  "El-Mü'min" lafzıyla birlikte yer alıyor dergide. Hatta o sayıyı sırf bu tabloyu işlemek için almıştım, aldığım ilk dergilerden biridir.


"Maşallah" da Kanaviçe Dergisinin 23.sayısında yer alıyor. İşlemelere başlamadan önce renk geçişi yok çabucak bitiririm diye düşünüyordum ama öyle olmadı. Aynı şeyin tekrarını yapmak bana göre değilmiş anladım. Ben daha çok puzzle gibi ilk bakıldığında anlaşılmayan ama bittiğinde ne kadar güzel olacağını hayal ederek heyecanlandıran işleri seviyorum. Böyle işlerde bütünü görebildiğim için çok istekli olmuyorum sanırım. Paspartu rengi içime sinmese de kendi yaptığım ve yaparken evimizde hayal ettiğim bu iki tabloyu çok sevdim.









14 Ocak 2014 Salı

Çarpı İşi Cupcake Mutfak Havlusu

         

        Evlendikten sonra yaşadığın şehir de değişmişse tuhaf bir yalnızlık hissi yaşıyor insan. Tanıdığın tek kişi eşin oluyor ve buna alışacağını düşünüyorsun. Ama zaman geçtikçe hiç olmazsa bir arkadaşım olsaydı, " bir şiir miktarı oturabileceğim" diye düşünmeye başlıyorsun. Yaşadığın en güzel dönemi de paylaşabileceğin bir arkadaş ihtiyacı hiç bitmiyor, dostların hasreti hiç bitmiyor. Derken frekansı tutturabileceğini düşündüğün biriyle tanışıveriyorsun. Çok fazla vakit geçiremesek de görüştüğümüz kısıtlı zamanlarda keyifli sohbet edebildiğim Mualla'ya , getirdiği el emeği baklavaların tabağını boş vermek istemedim ve bu küçük mutfak havlusunu işledim. Yeni evlerinde güle güle kullanır umarım.







2 Ocak 2014 Perşembe

Talihsiz Bir Antika Gelin Arabası Hikayesi ve Kanaviçe Çerçeve

Başlığı uzun bir düşünme süreci sonucunda ancak bu kadar kısaltarak atabildim :) Başlıkta da olduğu gibi gelin arabası hikayesinden başlamak istiyorum. Çocukluğumdan beri hep klasik sarı bir vosvosum olsun istemişimdir. Bu istediğimi her belirttiğimde babamdan farklı tepkiler alırdım ki bunlardan biri de "Bi tamirciyle evlenmen lazım o zaman!"dı. Yıllar sonra ne kadar haklı olduğunu tam da düğün günümde hep beraber görmemiz de unutulmayan bir anı oldu. Düğün yaklaştıkça gelin arabası için antika bir araba istediğimi belirtmiştim eşime ama olmazsa da fark etmeyeceğini illa osun diye tutturmadığımı da eklemiştim. Ama kıymetli eşim sağ olsun ne yapıp edip (tosbi olmasa da) bir araba buldu; mavi bir Chevrolet İmpala.


Araba düğün günü yaklaşık 150 km virajlı bir yol gideceği için de bir hafta önceden bakıma sokuldu, lastikler değiştirildi vs. Bunca hazırlıktan sonra işin talihsiz kısmı nerede derseniz? Gelin alma için eşimin evinde toplanan konvoy arabaları bizim evin önünü gayet sorunsuz bir şekilde geldiler. İçeriden korna seslerini duyuyoruz garip bir heyecan içindeyim derken damat bir türlü yukarıya çıkmıyor. Bu arada kızlar camdan arabanın fotoğrafını çekip bana gösteriyorlar "Ayy çok hoşş!" diyerek. Biraz bekledikten sonra eşim yakın arkadaşı ve aynı zamanda sadıcıyla oda kapısında göründü. Beni gördüğündeki yüz ifadesi tek kelimeyle panikti ve ilk cümlesi de "Araba bozuldu, kapıyı kapatınca su boşaldı, çalışmıyor!" oldu. Ben tabi ki "Boşver önemli değil!" diyerek sakinleştirmeye çalışsam da o asansörden inip değişen gelin arabasına binene kadar sürekli aynı cümleyi farklı şekillerde söylemeye devam etti. Hatta öyle ki kapıdan çıkıp dua edildiği bütün gelinlerin ağladığı o anlarda beni bir gülme aldı :) İyi ki yüzüm kapalıydı diyorum şimdi (duvaktan başka kalın bir örtüyle, yöresel bir gelenek). Eşimden dinlediğim kadarıyla bizim evin önüne geldiklerinde arabadan inip kapıyı kapattığı anda arabadan kol kalınlığında foşur foşur sular akmaya başlamış arabanın sahibi ve şoförü de çaresiz kalmış. Hemen üzerindeki süsleri çıkarıp başla bir arabaya takmaya başlamışlar. Biz indiğimizde ben kapıya hala bir şeyler bağlamaya çalışan birinin neredeyse tepesinden atlayarak bindim arabaya. Bütün düğün boyunca yaşadığımız tek talihsizlik bu oldu. Bunu da "nazar çıktı"diye yorumladı herkes. Bunun gibi aksiliklere hazırlıklı olmak lazım ve bunların moralinizi bozmasına izin vermemek durumundayız. Mesela bu olayda "ya çarşının ortasında olsaydı" diyerek teselli bulmuştum :)


Gelelim model arabaya. Sanırım Limango'nun kampanyalarından birinde antika model arabaları görünce acaba bizim araba var mıdır diye baktım ve tek kapılı olanını buldum. Üstelik rengi bile aynıydı. Hemen aldım ve geldiğinde sevmelere doyamadık. Şimdi her gördüğümde yaşadığımız trajikomik olay aklıma geldiği için gülümsüyorum.

Baş harflerimizin, düğün tarihimizin yazılı olduğu çifte kumruları geçen yıl işlemiştim. Şablonunu internetten beğenip kaydetmiştim ve bilgisayardan yakınlaştırarak işledim.  Geçenlerde İstanbul'dan aldığımız üçlü çerçevelerin en büyüğüne bu işlemenin çok yakışacağı fikri geldi aklıma. Hemen işlemeyi çıkardım düğün tarihimizi ekledim altına ama kumaşın kare olduğu için çerçeveye küçük geldiğini fark ettim. Evdeki keçelerden ve havlu kenarında kullandığım dantelden ulama yaptım, iyi ki kumaş yetmemiş diyorum, bu halini daha çok sevdim.


31 Aralık 2013 Salı

Çarpı İşi Havlu/ Cross Stitch Towel

Bu havlu, birlikte 8 ay gibi kısa bir okul dönemi geçirdikten sonra farklı şehirlerde yaşadığımız ve görüşemediğimiz, uzun yıllar boyunca aynı yazarlardan aynı filmlerden aynı felsefelerden beslendiğimiz 6.sınıfımı bir tek onun ismiyle bile özetleyebileceğim arkadaşım için işlendi. İnsan büyüdükçe yeniliklere de yeni dostlara da kapanıyor sanırım. Sahip olduklarımızı kaybetme korkusu daha çok ağır basıyor. Böyle hislere sahipken ve bana ihtiyacını da hissediyorken biraz olsun yüzünü güldürebileceğim bir şeyler yapmayı düşündüm ve ortaya bu havlu çıktı. 





















Mavi balonlu olan arkadaşım oluyor sarı elbiseliyse ben oluyorum. Kendisi Vikitap'ta mavi balon adıyla bulunuyor. Bu yüzden bu balonlu kızın onu ok mutlu edeceğini düşündüm. Ben de kendime sarı pötikareli bir elbise yaptım aynı çocukluğumdaki elbisem gibi. Aradaki boşluğa aradığım Türkçe sözü bulamayınca Aristotales'in bu güzel sözünü yazdım. Umarım baktıkça mutlu olacağı bir hediye olmuştur.


17 Kasım 2013 Pazar

ÇARPI İŞİ ALIŞVERİŞ LİSTESİ


Evlenmeden önce yapmak isteyip de mutfağımla uyumsuz olursa korkusuyla yapmadığım bu panoyu, puanlı masa örtümü serdiğimde "Artık yapmalıyım!" diyerek başladım. İşlemesi ve duvara asılması toplamda bir kaç saatimi alan ama her bir ihtiyacı yazdıkça mutlu olduğum, misafirlerimin de çok beğendiği bu pano evlendikten sonra evime yaptığım ilk iş oldu. Deseni google aramaları sonucunda görüp kaydetmiştim resme bakarak çıkardım. Çerçeve ise İkea'nın ucuz sıkıştırılmış kartondan olan çerçevelerinden biri. Daha önce "ben bunla birşey yaparım ki" diyerek alıp beklettiklerimden. Her şey bittiğinde etamini kumaşa dikmediğimi fark ederek şok olmuştum ve iğneleme çözümü gelmişti aklıma ilk. Şimdi "iyi ki dikmemişim" diyorum çünkü çok daha uyumlu bir şablon bulursam değiştirebilirim diye düşünüyorum. Yapmak isteyenler için yakın fotoğrafını da ekliyorum. Gerçekten çok kolay bir örnek.






23 Mart 2013 Cumartesi

Heidi ve Peter




Uzun kış gecelerinin sonuna geldik ki bu da el işleriyle uğraşılacak daha az zaman anlamın geliyor. Bu kışı diğer kışlarla karşılaştırdığımda daha verimli geçirdiğimi düşünüyorum. Yine de daha az pc açmayı,daha çok kitap okumayı ve hobilerimle uğraşmayı isterdim. Umarım gelecek kışı "hamarat taze gelin" sıfatıyla geçirebilirim :)
Kanaviçeye iyiden iyiye sardıkça konuyla ilgili yerli-yabancı blogları daha çok takip ettiğim bir gerçek. Öyle güzel şeyler yapılıyor ki, onları yapmak için daha çok zamanım olsaydı diye düşünmeden edemiyorum. Ama sanırım en çok yoğun olduğun zamanlardan arttırarak yapılan işler kıymetli oluyor. Konumuza dönersek, kanaviçe işlemenin ilk ve en önemli basamağı şablon bulmak gerçekten bazen çok zor olabiliyormuş. Bloga adını veren Heidi li bir şablon bulmak için epeyce araştırma yaptıktan sonra, "şablonu kendim yapayım o zaman" sonucuna ulaştım mecburen. Gerçek insan fotoğrafları bile şablon olabildiğine göre bunu yapan bir program olmalı derken PM Stitch Creator 3.0 isimli programın deneme sürümünü buldum. İstediğiniz resmi yüklüyorsunuz ve program size şablonunu çıkarıyor. Tabi bu kadar basitçe değil, boyutları, renk sayısı vb özellikleri siz belirliyorsunuz. Benim gibi acemi biri için deneme yanılma yöntemine açık bir program. Ama ben çizgi film karakteri çalışacağım ve çok az renk geçişi olduğu için şanslıydım. Bir kaç değişiklikle istediğim şablona ulaştım. Ten rengi hariç renkler evde olduğu için hemen işlemeye başladım. Gerçekten işlerken çok keyif aldım. İşlediğim şeyleri nerede kullanacağıma hâla karar veremesem de hazır bekliyor olduklarını bilmek çok güzel. Heidi ve Peter'in o güzel sevgilerini hep hatırlayalım diye sık sık görebileceğimiz bir yerlerde olacağından eminim.


20 Ocak 2013 Pazar

Çarpı İşi Ayraç



Blok yazarlarının uzun süredir yazamamaktan şikayet etmesi sanırım yaygın bir durum, bu klişeye girmek istemedikçe kendimi tam da onun içinde buluyorum. En son çarpı işiyle ilişkimizden bahsetmiştim. Aslında aşkımızın giderek artmasından başka pek bir şey olmadı o yazıdan sonra :) Pek çok şey işledim bu uzunca sürede ama bunlardan en çok içime sinen ve en çok kullanacak olduğum(inşallah) kitap ayracım.

Kitap ayracı kültürümüzün oluğunu söyleyemeyeceğim pek bunun nedeni kitap okuma kültürümüzün olmayışı büyük ihtimalle. Bu yüzden ithal ettiğimiz bu ayraç kültürü tabi ki çarpı işinden de nasibini alacaktı. 

Geçen yıldan beri yapıp hediye ettiğim ayraçlardan sonra kendim için, gerçekten vazgeçilmeyecek kadar güzel ve son zamanlardaki okuma iştâhsızlığımı giderecek kadar da okuma isteği veren bir ayraç yapmaya karar verdim. İçini her açtığımda mutlaka ilk defa gördüğümü zannettiğim bir motifin bulunduğu bir kitap olan
Kanaviçe Motifleri Serisinin ilk kitabı olan Bahçe ve Çiçekler kitabına baktım ve istediğim gibi uzun ince, aynı zamanda zarif olan bir motif buldum.













Bir önceki postta işlediğim harflerin devamı niteliğinde bir motif. Ben ilk defa 14ct bir etamine işleme yaptım o yüzden başlangıçta alıştığım büyük karelere göre daha zor geldi ama count küçüldükçe desenlerin daha da güzelleştiğini gördüm. Şimdi vaz geçemeyeceğim kadar güzel olmuştu, sıra okuma aşkı aşılama misyonunu da yerine getirmeye gelmişti. diğer tarafına bir şeyler yazmak istiyordum ama aklıma hiç bir şey gelmiyordu, gelenler de yazılamayacak uzunluklarda oluyorladı. Her şeyde olduğu gibi Google yetişti ve İletişim Yayınlarının poşelerinde gördüğüm ve bayıldığım o sözü bana hatırlattı. "OKUMAK İPTİLÂDIR, MÜPTELÂRA SELAM OLSUN". Bunu okuduğumda tam da aradığım şey bu dedim ve yazı stili bulmaya kalmıştı iş.Onu da daha önce de başka bir yazı tipini kullandığım stitchpoint sitesindeki yazı aracını kullanarak yazdım.


Ben sonuçtan memnun kaldım. Peki çeşitli misyonlarla yapılan bu ayraç hedefe ulaşabildi mi peki? Okuma isteğimin attığı doğru ama bu kendimle ilgili aldığım kararlarla ilgili sanırım. Eskisi kadar kitap okumadığımı fark ettikten sonraki ezikliği yaşıyordum, benim için güzel bir vesile oldu bu ayraç. Şimdi gelelim okuduklarıma.


Nar Ağacı, Nazan Bkiroğlu'nun uzun zamandır beklenen romanı. Ben de ilk satışa çıktığı günlerde almanın mutluluğunu yaşamıştım ama okumak anca bu günlere nasipmiş. Vikitap hesabımdaki kitap yorumuysa şöyle:
-Nazan Bekiroğlu bu romanında devrik cümlelerden oluşan, şiirsel üslubundan uzaklaşarak daha sade bir anlatım tercih etmiş. Bunun ndeni hikayedeki yoğunluğun daha karmaşık bir dille anlatılamayacak olması olabilir elbette. "Sevdiğiniz bir yazarın evine konuk olmuş gibi"olmak sanırım bu romana en çok yakışacak duygudur. Gerçekten duygularını,alışkanlıklarını tebessümle okuyarak öğrendim. Kesinlikle okunası bir roman.



Ahmet Şerif İzgören ise zon zamanlarda tanışmaktan ve kitaplarını okumaktan en çok mutlu oluğum yazar. Yetişkinler için yazdığı kitaplara ayrıca değinmek gerek ama Karaoklar Çetesi mükemmel bir çocuk kitabı olmuş. Öğrencilerden aldığım olumlu eleştirilerden sonra okudum ve gerçekten çocukların neden elden ele dolaştırdığı bir kitap olduğunu anladım.























Yarından itibaren okumaya başlayacağım kitap ise Öğretmenim Lütfen Bu Kitabı Okur Musun! İnşallah çabul bitirdiğim bir kitap olur çünkü 2013 kitap hedefim olan 25 kitaba ulaşmam için Vikitap bundan sonraki aylarda ay başına 2.1 kitap düştüğünü söylüyor.


13 Kasım 2012 Salı

KANAVİÇE AŞKI




Bir süredir devam eden kanaviçe aşkım uzun kış gecelerinin gelmesiyle birlikte doruk noktalara ulaşmış durumda. Yukarıdaki resimdeki kızı çok yakın hissettim kendime bu yüzden. Yapmak istediğim tonlarca motif var ama zamanım yok maalesef. Çalışan hanımların akşam saatlerine sıkıştırmak zorunda oldukları bir sürü iş varken el işi yapabilmeleri büyük bir lüks gibi. Bense bir kere oturunca tekrar kalkmak bilmiyorum. Tabi böyle olunca yapılması gereken işler, bir gün sonrası hazırlıklar hep geç saatlere kalıyor ve gece yatarken telefonun çalar saatin çalmasına ne kadar zaman kaldığını gösterdiği an yaşadığım pişmanlıkla, yeminler ediyorum; "Taman yarın gece söz erken yatacağım kendime söz veriyorum!" şeklinde :)Bu sözlerin biri tutulursa biri tutulmuyor yine. Bir akşam sonra yine elimde kanaviçelerle saatlerin nasıl geçtiğini anlamadan, bir şekilde kalıyorum koltukta.

Peki ne işliyorum bu kadar hevesle? Aslında bir çok şek ama bazen de hiç bir şey :) Çünkü bir çırpıda bitirilebilecek şablonlar bulup işliyorum. Bu küçük işlemeleriyse nasıl değerlendireceğimi pek düşünmüyorum şimdilik. Kumaşım örnek kumaşı gibi oldu her köşesinde ayrı bir desen :) Ama bir amaç doğrultusunda işlediklerim de var tabi. Meselâ aşağıdaki harf gibi. Bu harf işleme işini tarihi belli olmayan ama önümüzdeki yaz olmasını umut ettiğim kına gecemde yakın arkadaşlarıma hediye edeceğim lavanta keseleri için işliyorum. Bir adet P, 2 adet B işlendi bile :) Yaklaşık 15-20 adet yapılacak tahminlerime göre. Ben o yüzden şimdiden hafif hafif başlayayım dedim.


İşlediklerimin içinde en keyifli işlediğim ise tamamen bana hitap etmek için çıkardıklarını düşündüğüm bir marka olan Cath Kidston un (nam-ı diğer CK nın) şablonundan yaptığım bu gül oldu. Çok kısa sürede ve çok keyifli yapılıyor gerçekten. Bu gülü de nasıl değerlendireceğimi bilmiyorum henüz, yeri geldiğinde içime sineceği şekliyle evimde olsun istiyorum, sizden de öneriler alabilirim tabi :)



Aşağıda ise yine lavanta kesesi olabileceğini düşündüğüm bir kaç kelebek var. Bakalım kendi evime mi arkadaşlarımın evine mi konacaklar göreceğiz artık.