3 Şubat 2020 Pazartesi

Evlat Acısıyla Yaşamayı Öğrenmek

Oğlum Ali Kerem’i kaybettikten sonra yasımı sağlıklı ve doğal bir şekilde yaşayamadığımı anlayınca profesyonel bir destek arayışına girmiştim. 10 ay boyunca 6 farklı profesyonelle görüştüm ama bir türlü devamı gelmedi. Kastamonu’da görüşmediğim tek bir kişi kalmıştı ona da son umut olarak biraz da yılgın bir şekilde gittim. Aynı süreci savcılık, emniyet vs ile birlikte onlarca kere anlatmıştım ve artık dayanacak takatim kalmamıştı. Ama Ada Psikolojide İlknur Hanım ilk seanstan itibaren nasıl yanlış kaynayan bir kemik kırılıp tekrar tedavi edilirse, benim yanlış düşünce kalıplarımı, yanlış kodlamalarımı eşeleye eşeleye yeniden doğru şekilde zihnimde yer almasını sağlayarak beni tedavi etti. Bunu yaparken de daha önce duyduğum ama Kastamonu’da yapabilecek ehil bir kişinin olduğuna zerre inanmadığım bir yöntem olan EMDR kullanarak yaptı. EMDR benim gibi travmatik geçmişi olan kişileri, Türkçe karşılığıyla “göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme” yaparak travmatik anılarından rahatsız olmayacak ve anıları yeni ve sağlıklı bir bakış açısıyla görebileceği bir seviyeye getirmeyi amaçlıyor. Benim terapim devam ediyor fakat epeyce ilerledim. Artık Ali Kerem’in anısı yüreğimi paramparça etmiyor, geçirdiğimiz kısacık zamanı ve varlığıyla şereflendirdiği ailemizi düşünerek özlemle anıyorum. Hiç bir tedavi evlat acısını sıfırlamaz, hiç bir terapist de bunun garantisini veremez. Fakat hayata tutunup, geride kalanlarla anlamlı bir ömür geçirerek, cennette kavuşmak için dua edecek seviyeye gelmek herkesin ortak amacı olmalı. Ben çevremdeki herkese öneriyorum ama belki tanışmadığım ama Kastamonu ve çevresinden takip edip bu arayışta olan birine yardım edebilirim diye paylaşmak istedim bu gönderiyi. Ve yaptıkları için Sevgili İlknur Hanım’a ne kadar teşekkür etsem az gelir.

10 Ocak 2020 Cuma

2019 da Okuduklarım

2018 okuma hedefim 30 kitaptı ve hedefime ulaştığımda 2019 için 36 kitap hedefi koymuştum ki 52 kitap(12bin küsür sayfa) ile yılı bitirdim. 1000kitap uygulamasından güncel bir şekilde okudum kitapları kaydediyorum. Hem oradaki kitap incelemelerini hem de yorumları okumayı çok seviyorum. Ocak’tan başlayarak okuduğum kitapları listeleyeceğim. Yıldız kriterlerim geçen yılla aynı. 
5*:tekrar okuyacak kadar sevdim
4*:çok sevdim 
3*: kararsız
2*: sevmedim
1*: okuduğuma pişmanım

1. Hacc Günlüğü Sevgilinin Evine Doğru(4*)
2. Haccı Anlamak(4*)
3. Dönüşüm (4*)
4. Oyun Oynama Sanatı (5*)
5. Beynin Başarabileceğini Biliyor (5*)
6. Oyun Arkadaşım Yeryüzü (5*)
7. Olağan Üstü Bir Gece (3*)
8. Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun (5*)
9. Duvarları Gıdıklanan Okul (4*)
10. Ruh Ziynetleri (4*)
11. Göğü Yere İndirelim (4*)
12. Geliştiren Anne Baba (4*)
13. Ergenlik Sıkıntılı Yıllar (4*)
14. Çocuklar ve Alerji (4*)
15. Allah’ı Merak Ediyorum (4*)
16. İyi Geceler Bay Tom (5*)
17. Kurban Tuzağından Kurtulmak (5*)
18. Okulsuz Büyümek  (4*)
19. Müslüman Şahsiyeti (5*)
20. Macera Expresi (4*)
21. Sınıfta İsyan Var (4*)
22. Rüzgarı Dizginleyen Çocuk (4*)
23. Seni Korkularınla Seviyorum (4*)
24. Sınıftan Yükselen Sesler (4*)
25. Kiraz Ağacı İle Aramızdaki Mesafe (4*)
26. Öğretmenim Mori’yle Salı Buluşmaları (4*)
27. Bunun Adı Findel (4*)
28. Sıkı Dostlar Amansız Düşmanlar (5*)
29. Derin (3*)
30. Karne Oyunu (4*)
31. Evinizdeki Terapist (4*)
32. İbadetin Beyni Dua (5*)
33. Mindfulness (4*)
34. Guguk Kuşu (4*)
35. Okulda Arabulucuk (4*)
36. Başı Sınuklar için Kılavuz (5*)
37. Çocuğunuzun Resimleribddn Keşfedin (4*)
38. Artık Hiç Anlaşamıyoruz (4*)
39. 112 Öğretmenliğime Notlar(5*)
40. Bütün Çocuklar İyidir (5*)
41. Çizgili Pijamalı çocuk (5*)
42. Kurban Tuzağından Kurtulmak (2.kez)
43. Sevme Sanatı (4*)
44. Çocuğum Namazla Büyüyor (4*)
45. Kitaplardan Korkan Çocuk (4*)
46. Yeni Öğretmen (4*)
47. Bülbül Korusunun Gizemi (5*)
48. Benliğini Arayan Çocuk (5*)
49. Deniz Adamı (4*)
50. Petey (5*)
51. Aya Kulak Ver (5*)
52. Çocuklar ve Çiçek Mezarlıkları (5*)

28 Aralık 2019 Cumartesi

MERHABA

Yıllar önce kızım daha 1 yaşında bile değilken ona kullandığım kumaş bezleri paylaşmışım blogda en son. sonrasında her blogun kaderi olarak instagramın kolay kullanılabilir hali beni de aşırı cezbedşnce bıraktım burayı. bir kaç gün önce pc yi açınca aklıma geldi. İnstagramda paylaştığım kitap notlarını paylaşayım burada da olsun diye düşündüm ve topluca paylaşımlar yaptım. Şimdi de yıllardır bir selam vermeden ani bir dönüş yapmış olmamak için geçen yılların ufak bir özetini yapmak istiyorum. kızım 2,5 yaşına geldiğinde abla olacağını öğrendik. Tam da hayal ettiğim gibi 30 yaşım bitmeden 2 çocuklu olacaktım ve çocukların arası 3 yaş olacaktı. Oğlum Ali Kerem 14 Ağustos 2018de dünyaya geldi. Ve 17 Ağustos 2018 akşamı Kastamonu da bir özel hastanenin yeni doğan yoğun bakımında enfeksiyon sebebiyle hayatını kaybetti. Nasip olsaydı şimdi 16 aylık olacaktı. Kızım 4.5 yaşında. İmtihanın nereden geleceğini bilemediğimiz bu hayatta en zor yerden geldi bize. 16 aydır yeniden yaşamayı öğreniyorum. Evladına kavuşup, sarılacağı günü bekleyen tüm anneleri kucaklıyorum.

KURBAN TUZAĞINDAN KURTULMAK


Kurban Tuzağından Kurtulmak okuduğum “kendine yardım” kitapları içinde en etkilendiğim kitaplardan biri oldu. Uzun zamandır paralel okumalar yaptığım için farkına vardığım sağlıksız ilişki döngüsü olan “kurban oyunu” nu detaylarıyla öğrenme fırsatını buldum. 180 sayfalık incecik bir kitap olmasına rağmen bazen 2 sayfa okuyabildim en fazla. Çünkü üstüne düşünmem, örneklerle kafamda oturtmaya çalışmam gerekti. Kurban, Kurtarıcı ve Zorba üçgeninde zaman zaman her bir rolü deneyimlemiş olduğumu görerek şaşırdım. Bir insanda bu üç rolünde ardı sıra var olabileceğini anladım. Kitabın bulduğum boş yerine notlar aldım. Kitapta altını çizdiğim bazı cümleleri paylaşmak istiyorum.
⚡️ Kurbanlar kendileri için üzülen insanlardır. 
⚡️Kurban hayatındaki olumsuzluklar için hep bir başkasını suçlar. Böylece bu onu çaresiz ve güçsüz hissettirir.
⚡️ Kurbanlar başarısızlıklarına geçerli bahaneler bulurlar. Hastalanmak, hedefe ulaşmadan pes etmek vb. Başarısızlıklarının gerçek sorumluluklarını almazlar.
⚡️Kurban acı ve sevgiyi birbirine karıştırır.
⚡️Kurtarıcı yardım ediyor muş gibi görünür ama bağımlılık oluşturan kişidir ve olayları kontrol eder.
⚡️ Kurtarıcı önce birini açıp ona yardım eder. Sonra bu sorumluluğun yükü altında ezilir ve kurban rolüne geçer. Sonra da hissettiği bu suçluluk ve pişmanlık yüzünden kurtarmaya çalıştığı kişiye zorbalık yapar.
⚡️Kurtarıcının yardım etmesi kendinden daha kötü durumda olanlara bakıp kendini iyi hissetme teşebbüsüdür.
⚡️ Genellikle kurtarıcı ihtiyaç duyulmaya ihtiyaç duyan, son derece bağımlı bir kişiliktir. Kurtarıcının “herkes bana ihtiyaç duysun” ihtiyacı inanılmaz boyuttadır. 
⚡️Çoğunlukla zorba çocukken kurban rolünde olan ve daha büyük biri tarafından zorbalığa maruz kalan kişidir. Bu davranış çoğunlukla disiplin kılıfı ile örtülürse de zayıf birinin kendini güçlü hissetme yoludur.
⚡️Duygular için başkasını suçladığımızda onlara güç vermiş oluyoruz.

Benim için 5 yıldızlık (tekrar okuyacak kadar sevdim) bir kitabtı.

ÇOCUĞUM NAMAZLA BÜYÜYOR


Çocukları ibadetlere ısındırmak ve alıştırmakla ilgili okuduğum en kapsamlı kitap Çocuğum Namazla Büyüyor. Peygamber Efendimizin 7 yaşı ısındırma 10 yaşı ise namaza başlama yaşı olarak belirtmesinin ardındaki hikmetlerden ve bebeklikten itibaren çocukların kalbine ibadet sevgisi yerleştirmenin öneminden bahsediliyor. Bunları hadisler, ayetler ve sahabilerin örnek yaşantılarından alıntılarla destekliyor. Ben tekrara düşülen bölümleri hızlı okuma yaparak geçtim, çocuk yetiştirmeyle ilgili bazı noktalara ise katılmamakla birlikte kitaptan çok faydalandım. Kafamdaki bazı sorular netleşti. Bana gelen sorulardan da gördüğüm üzere konuyla ilgili arayışta olan çok ebeveyn var. Hepimiz istifade ederiz inşallah.

Başı Sınuklar İçin Kılavuz


“Sitemin taşıyla başı sınuk bedeni şikeste Fuzûlî’yim
Bu alamet ile bulur beni soran olsa nâm u nişanımı” demiş şair.
Başı sınuk, kalbi kırık, başı dertli, yaralı ruh olarak açıklanıyor ön sözde. Ve “birlikte iyileşme arzusuyla kaleme alınmış denemelerden oluşuyor”diye devam ediyor Kemal Sayar. Yazarın okuduğum 8.kitabı ve her biri ayrı kıymetli benim için. Ama bu kitap kalbim sızım sızım sızladığı zamanlara yetiştiği için çok ayrı benim için. Her bir sayfası öyle güzel derinliklere dokunuyor ki, tekrar tekrar okuyabilmek için not alıp altını çiziyorum satırların, bir yerde takatim kalmıyor bırakıyorum. Sonra keşke bu kitaptan yüzlerce alıp, gözlerinde hüzün gördüğüm herkesin eline usulca bırakıversem diye hayal ediyorum. “Yalnız değilsin, bu acıda seni Allah’a götüren bir yol var. Onu bul ve yürü.” demek istiyorum. Benim kalbime getirdiği esenliği herkesin kalbine getirsin, herkese bir kalbi olduğunu hatırlatsın istiyorum. Kitabı henüz bitirmedim ama bitirmeyeceğimden emin olduktan sonra bunları yazmak istedim. Bitirilip kitaplığa kaldırılacak bir kitap asla değil. Notlarımı döne döne okuyacağım, sığınacağım bir kitap. Bir dostumun tabiriyle herkese emir dostlara tavsiyedir.

SINIFTA İSYAN VAR


Öğrencilerimin sınıf kitaplığını yaz tatili için eve taşıdım çünkü kitapların kaybolmasını istemiyorum. Hem Duru’nun kitap arşivi hem de arka kapağa kimlerin okuduğunu yazdığımız anı bırakma ritüelimiz devam etsin istiyorum. Sınıfta İsyan Var, Sam adında bir 6.sınıf öğrencisinin bir gün sınıfta “ödev istemiyoruz” diye isyan ederek başlattığı sonrasında hukuki bir mücadeleye dönüşen süreci konu alıyor. Sam, ödevlerin öğrenmeyi olumsuz etkilediği yönündeki görüşünü arkadaşlarıyla birlikte, yaşlı bir avukatı da ikna ederek mahkemeye sunuyor. Bu sürece hazırlanırken kitapta tarihle ilgili küçük bilgi kutucukları buluyorsunuz. Ödevlerle ilgili yıllardır devam eden tutumumun hem doğru olduğunu, hem de revize etmem gereken şeyler olduğunu gördüm. Hem öğrencilerin, hem öğretmenlerin hem de ödevlerle dolaylı olarak etkilenmesi beklenen ama doğrudan etkilenen velilerin keyifle okuyacakları bu kitabı tavsiye ettiği için Tuğba Coşkuner'e de teşekkür ederim.

BENLİĞİNİ ARAYAN ÇOCUK


Davranış bozukluğu olan ve ihmal edildiği düşünülen 5 yaşında bir çocuğun oyun terapisiyle yaklaşık 6 ayda geçirdiği değişim anlatılıyor kitapta. Yazar aynı zamanda Oyun Terapisi kitabının da yazarı ve bizzat kendi terapi deneyimini aktarmış kitapta. Ben üstün yetenekli bir çocuğun yanlış yaklaşımlar sonucu bambaşka bir uca savrulmasını hem içim acıyarak hem de heyecanla okudum. O oyun odasında yaptıkları oyunlarına yansıttığı iç dünyası o kadar güzel geçiyor ki yüreğinize, kitap bittiğinde kalbiniz yumuşacık oluyor. Kitabın güzel bir hikaye okumanın yanı sıra çocuklarımızla oynarken neleri yanlış yaptığımızı göstermesi gibi de bir tarafı var. Doğru olmadığını bilmeme rağmen Duru’yu yönlendirdiğimi hatta bazen manipüle ettiğimi fark ettim oyun esnasında. Serbest oyunun iyileştirici gücünü ve çocuklara bu oyunlar sırasında nasıl rehberlik etmemiz gerektiğini de öğreten harika bir kitap. Ben yazasın Oyun Terapisi kitabını da okumayı düşünüyorum. Bu alanda okuma tapmayı sevenlere tavsiye ederim.

26 Aralık 2019 Perşembe

ANNE BABA ve ÇOCUK ARASINDA


Son zamanlarda üzerinde epeyce düşündüğüm bir konu var. Öncelikle kendi duygularımı sonra da Duru’nun duygularını kabul etmek. Maalesef duyguları bastırmak üzerine eğitildik çocukluğumuzdan beri. Ağlamamak, hep takdir toplayan bir şey oldu. Bu yüzden yıllardır yoğun duygular hissettiğim durumlarda dahi o duygumu yaşayamadım hiç. Ve bu beni ancak anne olduktan sonra rahatsız etmeye başladı. Çünkü hiç istemeden bu özelliğimi Duru’ya da aktarmıştım. Çok üzgün olduğu anlarda gözleri dolsa bile kendini sıktığını daha da kötüsü gülümsemeye çalıştığını fark ettim. Hatta “Durucum üzgün görünüyorsun” diyerek duygularını yansıtmaya çalıştığım bir defasında “hayır mutluyum anne bak gülümsüyorum” diyerek gözleri dolu dolu gülmeye çalışmıştı. 2 yaşında bir çocuk bunu yapınca çok sarsıldım ve bu noktaya gelmesine nasıl sebep olduğumu düşündüm. Duru alerjiden kilo verirken ve yemek yemeyi reddederken ısrar eder sonra da oturur ağlardım. Ama ona bunu göstermediğimi düşünürdüm. Yüzümü yıkayıp gülümsemeye devam ederdim. Aslında ne kadar yanlış bir mesaj verdiğimi şimdi görebiliyorum. Olumlu duygular kabul edilebilirdi ama olumsuzlara bende yer yoktu. Duru’yu olumlu ve olumsuz duygularıyla kabul edeceğimi ona hissettirememişim. Her ağladığında kucağıma alıp sakinleşmesini sağladım. Bir an önce modunu değiştirmek için neşeleneceği şeyler yaptım. Halbuki bunların hepsi yetişkinlikte ortaya çıkacak duygulardan kaçmak için bağımlılıklara sürüklenmenin ilk adımıymış. Şimdi hiç bir şey için geç değil diyerek kendimi bu konuda geliştirmeye çalışıyorum. Duru ağladığında sakinleşene kadar duygularını yansıtmaya, kabul ettiğimi hissettirmeye çalışıyorum. Kendi duygularımı yaşamak içinse daha derin çalışmalar yapmam gerekiyor ama 30 yaş bence bunun için çok güzel bir yaş olacak. Anne Baba ve Çocuk Arasında kitabı duyguların kabulüyle ilgili bol örnek dialog ve bilgi sunuyor. Altını çizdiğim yerleri paylaşıyorum umarım ihtiyacı olanlar için bir ön okuma olur.

Ben Giderum BATUM'a

Doğu Karadeniz'de geçici olarak yaşayan herkesin aklında "gitmeden iyice gezeyim, bi daha buraya gelemem" düşüncesi mevcut olduğu için, özellikle memur kesim hafta sonları yeni yerler görmek üzere kendini dışarı atıyor. Bir türlü gelmek bilmeyen bahar günlerinin hafiften yüzünü göstermeye başladığı son bir kaç gündür, bir yıldır yapmayı düşündüğümüz ama bir türlü bir adım atmadığımız günübirlik Batum turunu yapmaya karar verdik arkadaşımla. Gidenlerden aldığımız yorumlar ve kendileriyle yaptığımız görüşme sonucu Rize'den Ritur seyahat acentesiyle gitmeye karar verdik. Gerçekten yerinde bir karar olduğunu döndükten sonra da söyleyebilirim. Özellikle rehberimiz İhsan Bey, Batumla ilgili tüm birikimini bizlere sundu. Burada yazacağım çoğu bilgi de onun ağzından dinlediğim şeyler olacak. Google' dan öğrenilebilecek bilgileri (nüfusu, özerk bölge olması gibi) yazma gereği duymadan Batum yazıma başlıyorum.


Dünyada sadece Gürcülerin kullandığı alfabe solda.




Sabah 9'da başlayan yolculuğumuzda 11'30 gibi Sarp sınırına ulaştık. Vizesiz ve pasaportsuz geçtiğimiz sınırdan bir kaç km sonra durduğumuz benzin istasyonunda ufak bir miktar parayı Gürcistan para birimi lari ye çevirttik.Rehberimiz alacak bir şey bulamayacağımızı önceden söylemişti dediği gibi de oldu. Müze ve botanik bahçesi girişleri dışında dediği gibi harcayamadık bile. Dönüşte kalan larileri yine aynı yerden tl ye çevirdik. Yukarıdaki yazıda da görüldüğü gibi günübirlik gidenler içki ve sigara getiremiyorlarmış.  Beni ilgilendirmese de o amaçla giden ve eli boş dönen çok Karadenizli olduğunu düşünüyorum.




Batum turu fikrinde beni en çok eyecanlandıran kısım Batum Botanik Parkıydı. Gitmeden önce yaptığım araştırmalarda da güzel yorumlar yapılan bir yerdi. Kuş böcek sever biri olarak gerçekten kapısından girdiğim anda kendimi masal dünyasında gibi hissettim. Parfümlere esans olan çiçeklerin bulunduğu için esen rüzgarla gelen kokular durup durup havayı içimize çekme ihtiyacı hissettirdi. Kuş sesleri arasında uzun bir parkurdan aşağı doğru yürüyüp Botanik turunu tamamladık. Öğrendiklerime gelirsek.

Okaliptus ağacı























Gövdesinde beyaz lekelerim olduğu bu ağaç okaliptus. Büyük bir okalistus ağacı bir günde yaklaşık 3ton su çekebiliyormuş gövdesine. Yağmurlar azaldığı için gövdesi kurumaya başladığı için şimdi bu görünümde ama su çektiğinde bembeyaz bir hal alıyormuş. Herkesin bildiği Batum türküsünde "Ben giderum Batum'a, Batum'un batağına" diye bahsedilen bataklıklar da  yüzlerce okaliptus ağacının bu batalıklara dikilmesiyle kurutulmuş. Şimdi bu bataklıkların yerinde küçük lokantalar ve pansiyonlar var.

Japon Kamelyası


Yukarıdaki ağaçsa Japon kamelyasıymış. Çay bitkisiyle aynı kökene sahip olduğu söylendiğinde çok şaşırdım. Sarmaşık güle benzeyen çiçeklere sahip.