kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ağustos 2020 Cumartesi

ANNE BABA LÜTFEN BENİ ANLA KİTAP İNCELEMESİ




Yeniden bir ebeveynlik kitabı incelemesiyle karşınızdayım. Kızım doğmadan önce başladığım ebeveynlik okumalarına 5 yılı aşan bir süredir devam etmeme şaşıran çok oluyor çevremde. sanırım bir yerde benim yöntem, teknik her ne varsa öğrenmemi ve artık kitap okumaya ihtiyaç duymadan uyguluyor olabilmemi bekliyor insanlar. Haksız da sayılmazlar aslında. İnsan bir konuda çok fazla paralel okuma yapıyorsa onu içselleştirebilmeli. Bana gelirsek tüm okuduklarımın sonucuna baktığımda gerçekten korkunç hatalar yapmıyorum. Hiç bir kitap okumamış halimle şimdiki ben arasında da çok büyük bir fark var ama neden hala bu konuda okumaktan vazgeçemiyorum? Çünkü kitaplar aklımı çeliyor :) Mesela yeni bitirdiğim Anne Baba Lütfen Beni Anla kitabı. Kitabın yazarı benim çok merak ettiğim bir aile ortamından geliyor. Annesi Adele Faber, benim bayılarak okuduğum ve çok kişiye tavsiye ettiğim Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun ve Kardeş Rekabeti kitaplarının yazarı. Böyle bir anneyle büyüdükten sonra annelik yapmak ve içinizden gelen anneliğin aslında doğru annelik yaklaşımı olması nasıl olur diye hep düşünmüşümdür. Onun otomatik pilota geçtiği anlarda biz Türk annelerinin içinden gelen söylenip dırdırlanma hali olmuyordur herhalde. Bu merakla başladım kitabı okumaya. Giriş kısmında arkadaş ortamlarında annesinden bahsetmediğini insanların anneliğiyle ilgili beklentilerini arttırmak istemediğini anlatıyor. Diğer yandan bir gün bir arkadaşı annesinin bir kitabını çıkarıp "Bu kitabı okudun mu?Çocuklarınla kurduğun iletişim bu kitapta tavsiye edilene çok benziyor." diyor. O gün "evet onu annem yazdı" diyor. İşte ben burada mest oldum. Doğal bir yolla doğru problem çözme yaklaşımlarını öğrenerek büyümenin bir insanın hayatında sahip olacağı en önemli şans olduğunu düşünüyorum. Bu kadar uzun bir giriş yaptıktan sonra kitap içeriğinden bahsedebilirim artık. Joanna Faber ve birlikte büyüdükleri Julie King kendi çocuklarıyla ilişkilerinden ve seminerlerine katılan ebeveynlerin verdikleri örneklerden yola çıkarak günlük hayatta sık karşılaşılan problemlere çözüm örnekleri getirmişler. Okunması çok kolay bir kitap. Her bölüm sonunda özet ve karikatür bölümleriyle konunun daha iyi anlaşılması sağlanmış. Verdikleri tavsiyeleri tek tek özetleyemem ama derinleştirdikleri konu başlıklarını listeleyerek içerikle ilgili bilgi edinmenizi sağlayabilirim.
  • Duygularla başa çıkmaya yönelik yöntemler
  • İşbirliği  sağlamaya yönelik yöntemler
  • Çatışmaları çözmeye yönelik yöntemler
  • Övgü ve takdir yöntemleri
  • Zihinleri farklı çalışan çocuklara yönelik yöntemler
  • Savaşları bitirmeye yönelik yöntemler
    • Yemek savaşları
    • Sabah çılgınlığı
    • Kardeş rekabeti
    • Çocuklarla alışveriş
    • Yalanlar
    • Ebeveynlerin de duyguları vardır
    • İspiyonlamak
    • Temizlik
    • Doktor kabusu
    • Utangaç çocuklar
    • Küçük kaçaklar
    • Vurma, çimdikleme, dürtme, yumruk atma, itme
    • Uyku
    • Ebevenyler de sinirlenebilir

11 Ağustos 2020 Salı

BİLİNÇALTINIZDAN GELEN EBEVEYN KİTAP İNCELEMESİ

 


Sevgili Feride Koçak Can annelik serüvenimde elini en çok sırtımda hissettiğim kişilerden biri. Yaptığı paylaşımlardan (instagram: fferidecan) çok şey öğrendim. Paylaştığı kitapları bir an önce edinip okumaya çalıştım. Çocuklarımızı birlikte büyütüyor gibi hissettim hep. İnsanın bu yolculukta bir yönderi olması çok kıymetli. Kendimi çok şanslı hissediyorum bu anlamda. Yazılış süreci boyunca heyecanla beklediğimiz kitabıysa Mart ayında çıktı. Ben anca okuma fırsatı bulabildim. Okuduğum yüzden fazla ebeveynlik ve “kendine yardım” kitabının damıtılıp tek bir kitapta toplanmış hali diyebilirim kitap için. İçerik ve kitaptan yaptığım alıntılar, paylaşamayacağım kadar yoğun. Okurken ders çalışır gibi notlar alarak, çağrışımlarımı fark ederek ilerledim. Başka başka kitaplarda okuyup bir araya getiremedim gerçekleri verdiği örneklerle içselleştirdiğimi hissettim. Ebeveyn olduktan sonra kendindeki değişime şaşıran, “bana neler oluyor?” diyen, çocuksuzken olacağını düşündüğü anne ya da babaya çok da benzemediğini fark edip bunun suçluluğunu yaşayan herkese tavsiye ederim.

''ARTIK ÜÇ KİŞİYİZ'' KİTAP İNCELEMESİ


 John ve Julie Gottman ilişki araştırmalarına ömrünü adamış bir çift. Kendilerinin kuruculuğunu ve yöneticiliğini yaptığı Gottman Enstitüsü ve İlişki Araştırma Enstitüsüne sahipler. Bir kaç yıl önce çiftin Evliliği Sürdürmenin Yedi İlkesi kitabını bayılarak notlar alarak okumuştum. Ardından Duygusal Zekası Yüksek Çocuklar Yetiştirmek kitabı yayınlandı o kitabı da çok beğenmiştim. Mayıs 2020 de Artık Üç Kişiyiz kitabının çıktığını görünce çok heyecanlandım. İlişkilerle ilgili yazdıklarını en uygulanabilir ve en gerçekçi bulduğum yazarlar bebekten sonra değişen evlilikte dostluğu korumak ve canlandırmakla ilgili çok güzel tavsiyelerde bulunmuşlar. Artık yeni ebeveyn olacak arkadaşlarıma alacağım hediyelerden biri de bu kitap olacak. Özellikle bebek doğmadan okunup eşle birlikte üzerine uzun uzun konuşulası bölümleri var ama çocuğunuz 5 yaşına geldiyse de sorun değil 😉 Görünmez Adam Yayıncılık'a bu güzel kitapları kendi dilimizde okuma şansı verdiği için ayrıca teşekkürler. Okuyup da beğenmediğim hiç bir kitapları olmadı.

30 Haziran 2020 Salı

DİJİTAL MİNİMALİZM-




Evladım Sana Diyorum Alternatif Eğitim Okumaları grubuyla  birlikte Haziran ayında okuduğumuz 2 kitaptan biri de Dijital Minimalizmdi. Kitaba başladığım 2.günden itibaren böyle bir okuma yapmaya ne kadar ihtiyacım olduğunu gördüm. Çünkü haftalık gelen ekran kullanımı saati özeti beni kaygılandıracak düzeydeydi (ortalama 3,5 saat bazı günler 5 saate kadar çıkmış oluyordu). Kitapta “Bir şeyin maliyeti o şey karşılığında hemen ya da uzun vadede verilmesi gereken ömür miktarıdır.” Alıntısını okuduğumda akıllı telefon kullanmanın maliyetinin benim için çok fazla olduğuna karar verdim ve ilk iş telefonumdan sosyal medya uygulamalarını(instagram ve Facebook) silmek oldu. Sonrasında telefonun kendi özelliği olan “Atıl Süre” yi kullanmaya başladım. Belirlediğin saatlerde sadece belirlediğin uygulamalara erişim sağlayabiliyorsunuz. Ben 20.00-10.00 saatlerin arasında telefonumu arama ve whatsapp mesajlarına açık olacak şekilde ayarlama yaptım. Bu saatler içinde eğer başka bir uygulamaya girmem gerekiyorsa telefonum kaydırarak ulaşacağınız 2. görseldeki uyarıyı veriyor. Sınırı Yok Say dersem 1dk, 15dk ya da tüm gün yok say seçeneklerinden birini seçtikten sonra devam edebiliyorum.
Kitapta bu türlü kısıtlayıcı uygulamalar kullanmadan kendinizi kontrol etmenizin neden zor olduğunu da anlatıyor. Buna “dikkat endüstrisi” diyor. Bu endüstri müşterilerinin aşırı kullanımları sonucunda para kazanabiliyor dolayısıyla insan psikolojisinden davranış biliminden yararlanarak refleks haline gelen davranışlarımız ve dürtüsel tiklerimiz sayesinde devleşiyor. Peki bu teknolojiyi kısıtlı kullanmamız sonucu ortaya çıkan boş zamanı neyle dolduracağız? Kitap hayatımızdan bunu çıkarmadan önce “yüksek kaliteli faaliyetler”i hayatımıza dahil etmemizi tavsiye ediyor. Çünkü eğer tatmin edici boş zaman faaliyetleriniz yoksa beyniniz yoksunluk belirtileriyle başa çıkamayıp tekrar başa dönmemiz çok olası. Devamında “gönüllü yalnızlık” kavramıyla tanıştırıyor ki biz bu kavrama zaten tasavvuf kültüründen aşinayız. Sürekli bağlantıda olma durumundan uzaklaşıp sakin bir şekilde yaşadığımızda, insani ilişkilerimizin de daha kıymetli olacak. 
Aslında kitabı yarıladığımda kitabın bana sağladığı tüm besine ulaşmış hissini yaşıyordum ki son bölümdeki
BOŞ ZAMAN RÖNESANSI başlığı altındaki uygulamaların da kıymetli bir liste sunduğunu fark edip paylaşmak istedim.

▶️Her hafta bir şey tamir edin ya da inşa edin.
▶️Düşük kaliteli boş zaman faaliyetlerinizi planlayın.
▶️Bir topluluğun parçası olun.
▶️Sosyal medyayı telefonunuzdan kaldırın.
▶️Cihazınızı tek amaçlı bilgisayarlar gibi kullanın.
▶️Akıllı telefonunuzu basitleştirin.

Beden Kayıt Tutar Kitabı ve Yas Tutma Süreci


Beden Kayıt Tutar Mayıs ayında okuduğum(aslında “bitirdiğim”) diğer kitaptı. Çok uzun sürede okuyabildiğim bir kitap oldu. Bitirmem ayları aldı. Pandemi döneminde travma ve iyileşme süreciyle ilgili bir kitap okumak kolay değildi o yüzden araya başka başka kitaplar girdi hep. Ama bitirdiğimde içeriğiyle ilgili oldukça bilgi edinmiş oldum. Özellikle yaklaşık 2 yıl önce yaşadığım travma (evlat kaybı) sürecimdeki hatalarımı, eksiklerimi gördüm. Ve hem bundan sonrası için hem de etrafımda yaşanacaklar için çok daha donanımlıyım bu konuda diyebilirim. Kendi sürecimden örnek vermem gerekirse: Kitapta travma yaşayan insanların günlük hayatlarında düzgün bir işleyiş için aşırı efor sarfettiklerinden bahsediliyor. Ben de o “en travmatik an görüntüsü” her 10-15 dakikada bir aklıma geldiği için sürekli bundan sıyrılıp o an yaptığım şeye odaklanmaya çalışıyordum günlük hayatımda. Okulda, derse, evde, Duruylayken... Ama zamanla o kadar yoruldum ki sürekli bu uyarılmışlık hali yüzünden dikkatimi toplayamaz hale geldim. Peş peşe dikkatsizliğimden kaynaklanan 2 küçük araba kazası ve bir ev kazası atlattım. Halbuki ilk andan itibaren bu acıyla yaşayamayacağımı düşünüp inkar yoluna giden bilinçaltımla savaşmayıp acımı yaşamayı başarabilseydim sıkışan tüm o duygularla başa çıkmam bu kadar zor olmayacaktı. Travma her ne olursa olsun yaşayanların bunu konuşabilmesi, başkalarıyla duygularını paylaşabilmesi çok önemli. Fakat hem benim ilk andan itibaren “çabuk atlatmış” görüntüm hem de konuyu açıp “üzmek istememek” niyeti sonucunda, bizim ailemizde ve çevremizde konuşulur olmaktan uzaklaştı evlat acımız. Yasal süreci konuşuyorduk ama duygusal kısmını hiç konuş(a)madık. Duygularımı bastıramadığım nadir anlarda “kendini üzme, çocuğunu düşün, güçlü ol” gibi bu sürece hiç yardımcı olmayan, iyi niyetle söylenen ama benim ihtiyacım olmayan ifadeler duydum. Halbuki tek ihtiyacım olan özlemimi sağlıklı bir şekilde ağlayarak ifade edebilmekti. Bunun onaylanmadığını bildiğim için kendimi hep kabristana sakladım. Her ziyaret sonrası daha “insan gibi” hissederek ayrıldım evladımın yanından. Kitabı okudukça öğrendiğim şeylerden biri buydu. Onun acısını yaşamaya izin vermeden iyileşme gerçekleşmiyordu. Bu sürecimde bana profesyonel destek sağladığı için sevgili psikologum İlknur Ortaacar Yamakoğlu'na
 teşekkür ederim. Uyguladığı Emdr terapi sayesinde duygularımı bastırmamayı, yaşayabilmeyi öğrendim. Tüm bunları anlatmamın en büyük sebebi benzer şeyler yaşayan birine nasıl yaklaşmamız gerektiğiyle ilgili fikir sahibi olabilmek. Teselli etme niyetiyle o kişinin iyileşme sürecine engel olmaktan kaçınmak içindi. Umarım toplum olarak acıları konuşmayı, sağlıklı bir şekilde yaşamayı öğreniriz.

31 Mart 2014 Pazartesi

Üç Aylık Kitap Hasılatı


2013' te maalesef çok az kitap okudum. Bunun en büyük sebebi düğün hazırlıkları ve yoğun ders programımdı. Yine de bu yıl ki kadar planlı olsaydım daha çok okuyabilirdim diye de öz eleştiri yapıyım. Bu yıl hedefim 40 kitap ve bu hedefe ulaşmak için beni motive edecek güzel siteler keşfettim. İlki Vikitap. Sergül Kato'nun blogunda görüp üye olduğum ve en sık ziyaret ettiğim sayfalardan biri olan "Kitapseverlerin Sosyal Kütüphanesi". Okuduğum kitapları arşivlemek, onlarla ilgili quizler çözmek ve kitap okuma hedefime yavaş yavaş yaklaştığımı görmek bu sitede en çok sevdiğim şeyler. Bazı eksiklikler ve alt yapı sorunları olmasıyla birlikte zamanla daha kaliteli bir hal alacağını düşünüyorum. Vikitap'taki kullanıcı adım: lalci. Bir diğer siteyse Goodreads. Vikitap'ın neredeyse birebir kopyaladığı orijinal platform. Her ne kadar orijinal olan, kaliteli olan Goodreads olsa da söz konusu kitaplar olduğunda ana dilimi kullanmak ve okumak daha keyifli geliyor. Bu yüzden ikisinde de paralel güncellemeler yapmama rağmen Vikitap'ta daha çok vakit geçiriyorum. 
Gelelim 2014'ün ilk üç aylık döneminde okuduklarıma.


1. Korkma Ben Varım/ Murat MENTEŞ:(bir türlü bulamadığım için fotoğrafta yok) Murat Menteş'in okuduğum 3 romanından en romantik olanıydı. Düblörün Dilemmasını fazla hatırlamamakla birlikte ben Ruhi Mücerretten biraz daha fazla keyif aldım. 
2. Bir Adam Girdi Şehre Koşarak/Tarık TUFAN: Yazısını okumak isterseniz tık tık.
3. Ruhi Mücerret/ Murat MENTEŞ: Yazısını okumak isterseniz tık tık.
4. Osmancık/ Tarık BUĞRA: Yıllar önce babamın kendi için aldığı Tarık Buğra romanlarından biriydi. Ben ilkokulda olduğum için bana dokunmamıştı ama hatırladığım kadarıyla orta okuldaki ağabeyime zorla okutturmuştu. (Kendisi hâla kitaplarla barışamamıştır :) Kitaplığımızda hep olmasına rağmen sırası gelip de bir türlü okuyamadım bu romanı ta ki Kastamonu 'da düzenlenen kitap okuma yarışması kitap listesinin içinde yer alana dek. Listede adını gördüğümde gülümsedim. Zamanında zorla okumaktan kurtulmuştum ama yine bir şekilde okumak zorunda kaldım ama iyi ki de kalmışım diyorum. Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey'in nasıl bir ortamda yetiştiği nelerden beslendiği, eski Türk gelenekleri, kadınların aile hayatındaki yeri gibi ilgimi çeken bir çok konuda bilgi sahibi oldum. 
5. Posta Kutusunda Mızıka/A.Ali URAL: Tekrar tekrar okumak istediğim bir kitap daha. En çok da dostlarıma hasretimin arttığı zamanlarda elime alacağım sanırım.
6. Küçük Prens/ Antoine de Saint: Daha önce okumadığım için utandığım kitaplardan biri. Böylesine masum bir çocuk öyküsünü tekrar tekrar okumaya ihtiyacım olacak biliyorum. 
7. Nar Ağacı/ Nazan Bekiroğlu: Kitap yarışması vesilesiyle 2. kez okudum. Geçen yıl ki yazı için tık tık.
8. Katre-i Matem/ İskender PALA: Kitap yarışması için 2. kez okuduğum başka bir kitap. İskender Pala kitaplarını, üslubunu, motiflerini seviyorum. Lale devrinde yaşanan bir cinayetin çözülme aşamalarını hiç okumamışım gibi heyecanla okudum yeniden.
9. Küçük Ağaç'ın Eğitimi/ Forrest Carter: Bir Çeroki(Kızılderili) olan dedesi ve büyükannesiyle birlikte dağda geçirdiği çocukluğunu yine çocuk ağzıyla anlatmış yazar. Kitap bir otobiyografi. Bir eğitimci olarak altını çize çize okudum. Çocuk yetiştirmeyle ilgili kitaptan alınacak çok şey var.
10. Mimoza Sürgünü/ Nazan Bekiroğlu: Nazan Hocanın denemelerinden oluşan bir kitap. Özellikle Nar Ağacı'nın yazım sürecinde gezdiği şehirlerde yaşadıkları ve hissettiklerinin de olması bana Nar Ağacı'nın kamera arkasını okuyormuş hissini verdi. Özellikle kitabın son bölümünde Kudüs seyahatini anlattığı yazıda içimden "Keşke Mekke ve Medine tasvirleri de yapsaydı."diye geçirdim ve bir sonraki yazıyı gördüğümde göz yaşlarıma engel olamadım. Diline, yüreğine sağlık...


Evde kitap okumayı en çok sevdiğim mekan. Solumda kitaplığım, sağımda çiçeklerim, varsa gün ışığı yoksa lambaderin sıcak sarısı. Bol kitaplı günler dilerim...

1 Şubat 2014 Cumartesi

Bir Adam Girdi Şehre Koşarak / Tarık TUFAN



 Tek başına Anna Tarık Tufan'ı sevmek için yeterliydi. Çünkü öğrencilik hayatımın son ve en zor yılını onu dinleyerek, her dinlediğimde kalbime yayılan ferahlığıyla bitirdim. Mp3 e rastgele çalan şarkıların arasında, muhtemelen bir otobüste ayakta ya da derse yetişmek için kampüste koşarken ve ya 45 dk öğrencilerini bekletmeyi normal zanneden anormal hocaları beklerken "Biz her şeye, esirgeyen ve bağışlayan, çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan, hep esirgeyen ve hep bağışlayan Rabbin  adıyla başlayan adamlarız Anna." cümlesini duyar ciğerlerimin oksijenle dolduğunu, ruhumun yükseldiğini hissederdim. Hal böyleyken Anna'nın bulunduğu bu kitabı okumak bugünlere nasipmiş demek ki. 118 sayfacık bu kitabı geç de olsa okuduğum için mutluyum.



Ve İsmail Kılıçarslan yorumuyla Anna...




13 Ocak 2014 Pazartesi

RUHİ MÜCERRET / MURAT MENTEŞ


Dublörün Dilemması'yla tanıştığım Murat Menteş'in son kitabı Ruhi Mücerret'i "Eyvah, çok az kaldı, bitiyor!" serzenişleriyle bitirdim. Uzun zamandır kıkırdayarak güldüğüm bir kitap okumamıştım. Tam da beklediğim gibi , okurken bol bol altını çizdiğim, dönüp dönüp aynı yerleri okuduğum ve bitirdikten sonra da karakterleri özlediğim bir kitaptı.
Kitabı okuduğum süre boyunca Murat Menteş cümlelerine benzer cümleler kurmaya çalıştığımı fark ettim. Onun yaptığı benzetmelere benzetmeye çalıştım cümleleri ama yanlarına bile yanaşamadım tabi ki. Yine de kitap, insana öyle cümleler kurabileceği güvenini veriyor. Çünkü benzetmeler o kadar tanıdık ki, "Benim niye aklıma gelmiyor bunlar!" diye kendine kızıyor insan.
Kitabın içeriğine gelirsek tek tek karakterlerden bahsetmeyeceğim ama ben Ruhi Mücetten'in olduğu ilk kısmı daha keyifli okudum. İkinci kısmı okurken Ruhi Mücerret'i özledim. Özellikle de Avni Vav ve Ruhi Mücerret'in sohbetleri gelecekte dostlarımla yapmak isteyeceğim türden  sohbetlerdi. Keşke komşumuz olsa bu ihtiyarlar(!) dedim.
Ruhi Mücerret Haydarpaşa Garında 40 yıl gece bekçiliği yapmış ve sabaha kadar TRT de Klasik Batı müziği dinlemiş biri. Kitapta da bu müzikten bazı örnekler verilmiş. Klasik Batı Müziğiyle ilgili hiç bir şey bilmediğim için merak edip tek tek Youtube dan dinledim müzikleri.
                                                             Gabriel Faure- Pavane

                                             Alexis Weissenberg- Arabesk

Sergey Rahmaninov op.3 no.4 pre lüd

Nikolay Rimski/ Korsakov- Skazka o Tsare Saltane 

Peter İlyiç Çaykovski - Kuğu Gölü

Camille Saint- Saens Le Carnaval das Animaux

 Altını çizdiğim yerleri  de paylaşıyorum özledikçe bu posttan okurum artık :)































5 Ocak 2014 Pazar

2013'te Okunanlar ve 2014 Hedefleri


2013 yoğun geçen bir yıl oldu. Evlilik hazırlıkları, el işi hediyelikler derken ilk altı ay çok az kitap okudum ama okulların açılmasıyla ve her gün bir saatlik servis okumalarına başlamamla sonunda kitap okuma rutinine başlamış oldum. Okuduğum 17 kitabı sıralarsam;

1. Nar Ağacı/ Nazan Bekiroğlu: Kitap yazısı için buyurun.
2. Kara Oklar Çetesi Büyük Macera / Ahmet Şerif İzgören : Çok beğendiğim bir çocuk kitabıydı. Kendi değerlerimizin kendi sanat eserlerimizin etrafında kurgulanmış bir kitap. Sınıf kitaplığı için de bir tane almıştım ve öğrencilerimin elinden düşürmediklerini görmüştüm.
3. Hayvan Çiftliği/ George Orwell
4. Öğretmenim Lütfen Bu Kitabı Okur Musunuz?/ Hasan Yılmaz
5. Yavaşla: Bu Dünyadan Bir Defa Geçeceksin/ Kemal Sayar : Kitap yazısı için buyurun.
6. Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez/ Kemal Sayar
7. Merhamet: Kalbe Dönüş İçin Son Çağrı / Kemal Sayar
8. Kendine İyi Bak / Kemal Sayar
9. Çöl Deniz: Hz. Hatice / Sibel Eraslan
10. Kalbin Direnişi / Kemal Sayar
11. Ve Dağlar Yankılandı / Khaled Hosseini
12. Satranç / Stefan Zweig
13. Boğaziçi Yalıları /Abdülhak Şinasi Hisar
14. Mahur Beste / Ahmet Hamdi Tanpınar
15. Kürk Mantolu Madonna / Sabahattin Ali : Kitap yazısı için buyurun.
16. Efsane / İskender Pala : Kitap yazısı için buyurun.
17. Mesnevi Terapi / Nevzat Tarhan



2014 te okumayı hedeflediklerime gelirsek:
1. Osmancık/ Tarık Buğra
2. Varolmak, Gelişmek , Uzlaşmak / Üstün Dökmen
3. Yunus Terapi / Navzat Tarhan
4. Od / İskender Pala (2. defa okunacak)
5. Nar Ağacı / Nazan Bekiroğlu ( 2. defa okunacak)
6. Posta Kutusunda Mızıka / Ali Ural
7. Hani / Oruç Aruoba
8. Korkma Ben Varım / Murat Menteş
9. Küçük Prens / Antoine de Saint
10. Küçük Ağacın Eğitimi / Forrest Carter
11. Ruhi Mücerret / Murat Menteş
12. İstanbul Kriterleri / İbrahim Paşalı
13. Bir Adam Girdi Şehre Koşarak / Tarık Tufan
14. Üstad Ali Ulvi Kurucu / M. Ertuğrul Düzdağ
15. Mimoza Sürgünü/ Nazan Bekiroğlu
16. Resimli Osmanlı Tarihi / Yavuz Bahadırğoğlu
                                                                                       
Kütüphanemde okunmayı beklenenler bunlar. Bende olmayıp almayı planladığım 3-4 kitap var şimdiden ama
önce bekleyenleri okudukça alacağım onları. 2014 daha çok okumalı, kitaplı bir yıl olsun.

21 Aralık 2013 Cumartesi

Efsane/ İskender Pala



İskender Hocanın son romanını 10 günün sonunda bitirdim şükür. Açıkcası İskender Pala romanlarını özlemişim en son 2 yıl önce Od'u okumuştum yine bayılarak. Kitap Barbaros Hayrettin Paşa'nın katibi Alkala ve Billure arasındaki aşkın etrafında şekilleniyor. Bu, kitaba Barbaros Hayrettin Paşa'nın bir biyografisini okuyacağım diye başlayanlar için hayal kırıklığı doğurabilir. Ben öyle bir beklenti içinde olmadığım için Barba Rossa ile ilgili verilen ayrıntılar beni fazlasıyla tatmin etti. Bütün Akdeniz'i gezdim en kanlı korsan savaşlarına tanık oldum sanki.
Kitabı okurken tasvirler o kadar etkileyici ki, forsaların kürekleri her çektiğinde "Hey-ya-mo-la!" nidaları kulaklarımda çınladı. Heykellerin sırrını öğrenebilmek için son sayfaları karıştırmayı düşündüm. Diğer romanlarında olduğu gibi bunda da aşkın en güzel hallerini, hasretin büyüklüğünün vuslatı ne kadar güzelleştirdiğini gördüm.
Kitapta en çok etkilendiğim kısımsa 20 yıllık düşmanlığın, Andrea Doria ve Hızır Reis'in yüzlerce gemisiyle Preveze'de savaşmasıydı. Kaptan-ı Deryanın ettiği dua, binlerce levendin hep bir ağızdan getirdiği tekbir gözlerimden akan yaşların sebebi oldu.


İtiraf ediyorum, kitabın 300. sayfasında kendi kendime "Şuraya bir harita koymak çok mu zordu, hocam!" diye hayıflanırken, tam arka sayfayı açmıştım ki kalın ve katlı haritayı fark ettim :) O an bir de "Şimdi baştan mı okuyacağım!" diye söylendim. (Bu aralar biraz depresif olabilirim :)) Ama kalan 60 sayfa için bile sık sık baktım, hiç yoktan iyidir.
Kitabın sonuysa tam beklediğim gibi güzel bir vuslatla taçlandı. Daha güzel olamazdı.



8 Aralık 2013 Pazar

Kürk Mantolu Madonna



Uzun zamandır okumak istediğim bir kitabı daha bitirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Okuduğum ilk Sabahattin Ali kitabıydı Kürk Mantolu Madonna. Keyifle okuduğum bir kitap oldu. Serviste okuyor olmasam altını çizdiğim daha çok yer olurdu. Müsait olduğum yerlerde de altını çizmekle vakit kaybetmek istemeyip gözüm hep bir sonraki satıra kaydı. Kitapta en çok sevdiğim şey hem olabildiğine yalın hem de (açıklaması aşağıda verilmiş) Osmanlıca kelimeleri içeren bir dili olmasıydı. Raif Bey ve Maria'nın ilişkisinin bir çok kişide Kürk Mantolu Madonna ismiyle sosyal medyada bulunma isteği uyandırmasının asıl nedeni Maria değil, Raif 'in Maria'ya duyduğu sevgiydi belki de.Sevgisiyle boğmayan, karşısındakinden beklentisi olmayan, incitmeyip huzur veren bir erkek tarafından sevilme lüksüne sahip olmak isteyen kadınların kendilerine yakıştırdıkları isim Kürk Mantolu Madonna. Benim Vikitap puanım 9/10 oldu.