26 Aralık 2019 Perşembe

Ben Giderum BATUM'a

Doğu Karadeniz'de geçici olarak yaşayan herkesin aklında "gitmeden iyice gezeyim, bi daha buraya gelemem" düşüncesi mevcut olduğu için, özellikle memur kesim hafta sonları yeni yerler görmek üzere kendini dışarı atıyor. Bir türlü gelmek bilmeyen bahar günlerinin hafiften yüzünü göstermeye başladığı son bir kaç gündür, bir yıldır yapmayı düşündüğümüz ama bir türlü bir adım atmadığımız günübirlik Batum turunu yapmaya karar verdik arkadaşımla. Gidenlerden aldığımız yorumlar ve kendileriyle yaptığımız görüşme sonucu Rize'den Ritur seyahat acentesiyle gitmeye karar verdik. Gerçekten yerinde bir karar olduğunu döndükten sonra da söyleyebilirim. Özellikle rehberimiz İhsan Bey, Batumla ilgili tüm birikimini bizlere sundu. Burada yazacağım çoğu bilgi de onun ağzından dinlediğim şeyler olacak. Google' dan öğrenilebilecek bilgileri (nüfusu, özerk bölge olması gibi) yazma gereği duymadan Batum yazıma başlıyorum.


Dünyada sadece Gürcülerin kullandığı alfabe solda.




Sabah 9'da başlayan yolculuğumuzda 11'30 gibi Sarp sınırına ulaştık. Vizesiz ve pasaportsuz geçtiğimiz sınırdan bir kaç km sonra durduğumuz benzin istasyonunda ufak bir miktar parayı Gürcistan para birimi lari ye çevirttik.Rehberimiz alacak bir şey bulamayacağımızı önceden söylemişti dediği gibi de oldu. Müze ve botanik bahçesi girişleri dışında dediği gibi harcayamadık bile. Dönüşte kalan larileri yine aynı yerden tl ye çevirdik. Yukarıdaki yazıda da görüldüğü gibi günübirlik gidenler içki ve sigara getiremiyorlarmış.  Beni ilgilendirmese de o amaçla giden ve eli boş dönen çok Karadenizli olduğunu düşünüyorum.




Batum turu fikrinde beni en çok eyecanlandıran kısım Batum Botanik Parkıydı. Gitmeden önce yaptığım araştırmalarda da güzel yorumlar yapılan bir yerdi. Kuş böcek sever biri olarak gerçekten kapısından girdiğim anda kendimi masal dünyasında gibi hissettim. Parfümlere esans olan çiçeklerin bulunduğu için esen rüzgarla gelen kokular durup durup havayı içimize çekme ihtiyacı hissettirdi. Kuş sesleri arasında uzun bir parkurdan aşağı doğru yürüyüp Botanik turunu tamamladık. Öğrendiklerime gelirsek.

Okaliptus ağacı























Gövdesinde beyaz lekelerim olduğu bu ağaç okaliptus. Büyük bir okalistus ağacı bir günde yaklaşık 3ton su çekebiliyormuş gövdesine. Yağmurlar azaldığı için gövdesi kurumaya başladığı için şimdi bu görünümde ama su çektiğinde bembeyaz bir hal alıyormuş. Herkesin bildiği Batum türküsünde "Ben giderum Batum'a, Batum'un batağına" diye bahsedilen bataklıklar da  yüzlerce okaliptus ağacının bu batalıklara dikilmesiyle kurutulmuş. Şimdi bu bataklıkların yerinde küçük lokantalar ve pansiyonlar var.

Japon Kamelyası


Yukarıdaki ağaçsa Japon kamelyasıymış. Çay bitkisiyle aynı kökene sahip olduğu söylendiğinde çok şaşırdım. Sarmaşık güle benzeyen çiçeklere sahip.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder