22 Ağustos 2020 Cumartesi

ANNE BABA LÜTFEN BENİ ANLA KİTAP İNCELEMESİ




Yeniden bir ebeveynlik kitabı incelemesiyle karşınızdayım. Kızım doğmadan önce başladığım ebeveynlik okumalarına 5 yılı aşan bir süredir devam etmeme şaşıran çok oluyor çevremde. sanırım bir yerde benim yöntem, teknik her ne varsa öğrenmemi ve artık kitap okumaya ihtiyaç duymadan uyguluyor olabilmemi bekliyor insanlar. Haksız da sayılmazlar aslında. İnsan bir konuda çok fazla paralel okuma yapıyorsa onu içselleştirebilmeli. Bana gelirsek tüm okuduklarımın sonucuna baktığımda gerçekten korkunç hatalar yapmıyorum. Hiç bir kitap okumamış halimle şimdiki ben arasında da çok büyük bir fark var ama neden hala bu konuda okumaktan vazgeçemiyorum? Çünkü kitaplar aklımı çeliyor :) Mesela yeni bitirdiğim Anne Baba Lütfen Beni Anla kitabı. Kitabın yazarı benim çok merak ettiğim bir aile ortamından geliyor. Annesi Adele Faber, benim bayılarak okuduğum ve çok kişiye tavsiye ettiğim Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun ve Kardeş Rekabeti kitaplarının yazarı. Böyle bir anneyle büyüdükten sonra annelik yapmak ve içinizden gelen anneliğin aslında doğru annelik yaklaşımı olması nasıl olur diye hep düşünmüşümdür. Onun otomatik pilota geçtiği anlarda biz Türk annelerinin içinden gelen söylenip dırdırlanma hali olmuyordur herhalde. Bu merakla başladım kitabı okumaya. Giriş kısmında arkadaş ortamlarında annesinden bahsetmediğini insanların anneliğiyle ilgili beklentilerini arttırmak istemediğini anlatıyor. Diğer yandan bir gün bir arkadaşı annesinin bir kitabını çıkarıp "Bu kitabı okudun mu?Çocuklarınla kurduğun iletişim bu kitapta tavsiye edilene çok benziyor." diyor. O gün "evet onu annem yazdı" diyor. İşte ben burada mest oldum. Doğal bir yolla doğru problem çözme yaklaşımlarını öğrenerek büyümenin bir insanın hayatında sahip olacağı en önemli şans olduğunu düşünüyorum. Bu kadar uzun bir giriş yaptıktan sonra kitap içeriğinden bahsedebilirim artık. Joanna Faber ve birlikte büyüdükleri Julie King kendi çocuklarıyla ilişkilerinden ve seminerlerine katılan ebeveynlerin verdikleri örneklerden yola çıkarak günlük hayatta sık karşılaşılan problemlere çözüm örnekleri getirmişler. Okunması çok kolay bir kitap. Her bölüm sonunda özet ve karikatür bölümleriyle konunun daha iyi anlaşılması sağlanmış. Verdikleri tavsiyeleri tek tek özetleyemem ama derinleştirdikleri konu başlıklarını listeleyerek içerikle ilgili bilgi edinmenizi sağlayabilirim.
  • Duygularla başa çıkmaya yönelik yöntemler
  • İşbirliği  sağlamaya yönelik yöntemler
  • Çatışmaları çözmeye yönelik yöntemler
  • Övgü ve takdir yöntemleri
  • Zihinleri farklı çalışan çocuklara yönelik yöntemler
  • Savaşları bitirmeye yönelik yöntemler
    • Yemek savaşları
    • Sabah çılgınlığı
    • Kardeş rekabeti
    • Çocuklarla alışveriş
    • Yalanlar
    • Ebeveynlerin de duyguları vardır
    • İspiyonlamak
    • Temizlik
    • Doktor kabusu
    • Utangaç çocuklar
    • Küçük kaçaklar
    • Vurma, çimdikleme, dürtme, yumruk atma, itme
    • Uyku
    • Ebevenyler de sinirlenebilir

11 Ağustos 2020 Salı

BİLİNÇALTINIZDAN GELEN EBEVEYN KİTAP İNCELEMESİ

 


Sevgili Feride Koçak Can annelik serüvenimde elini en çok sırtımda hissettiğim kişilerden biri. Yaptığı paylaşımlardan (instagram: fferidecan) çok şey öğrendim. Paylaştığı kitapları bir an önce edinip okumaya çalıştım. Çocuklarımızı birlikte büyütüyor gibi hissettim hep. İnsanın bu yolculukta bir yönderi olması çok kıymetli. Kendimi çok şanslı hissediyorum bu anlamda. Yazılış süreci boyunca heyecanla beklediğimiz kitabıysa Mart ayında çıktı. Ben anca okuma fırsatı bulabildim. Okuduğum yüzden fazla ebeveynlik ve “kendine yardım” kitabının damıtılıp tek bir kitapta toplanmış hali diyebilirim kitap için. İçerik ve kitaptan yaptığım alıntılar, paylaşamayacağım kadar yoğun. Okurken ders çalışır gibi notlar alarak, çağrışımlarımı fark ederek ilerledim. Başka başka kitaplarda okuyup bir araya getiremedim gerçekleri verdiği örneklerle içselleştirdiğimi hissettim. Ebeveyn olduktan sonra kendindeki değişime şaşıran, “bana neler oluyor?” diyen, çocuksuzken olacağını düşündüğü anne ya da babaya çok da benzemediğini fark edip bunun suçluluğunu yaşayan herkese tavsiye ederim.

''ARTIK ÜÇ KİŞİYİZ'' KİTAP İNCELEMESİ


 John ve Julie Gottman ilişki araştırmalarına ömrünü adamış bir çift. Kendilerinin kuruculuğunu ve yöneticiliğini yaptığı Gottman Enstitüsü ve İlişki Araştırma Enstitüsüne sahipler. Bir kaç yıl önce çiftin Evliliği Sürdürmenin Yedi İlkesi kitabını bayılarak notlar alarak okumuştum. Ardından Duygusal Zekası Yüksek Çocuklar Yetiştirmek kitabı yayınlandı o kitabı da çok beğenmiştim. Mayıs 2020 de Artık Üç Kişiyiz kitabının çıktığını görünce çok heyecanlandım. İlişkilerle ilgili yazdıklarını en uygulanabilir ve en gerçekçi bulduğum yazarlar bebekten sonra değişen evlilikte dostluğu korumak ve canlandırmakla ilgili çok güzel tavsiyelerde bulunmuşlar. Artık yeni ebeveyn olacak arkadaşlarıma alacağım hediyelerden biri de bu kitap olacak. Özellikle bebek doğmadan okunup eşle birlikte üzerine uzun uzun konuşulası bölümleri var ama çocuğunuz 5 yaşına geldiyse de sorun değil 😉 Görünmez Adam Yayıncılık'a bu güzel kitapları kendi dilimizde okuma şansı verdiği için ayrıca teşekkürler. Okuyup da beğenmediğim hiç bir kitapları olmadı.

30 Haziran 2020 Salı

DİJİTAL MİNİMALİZM-




Evladım Sana Diyorum Alternatif Eğitim Okumaları grubuyla  birlikte Haziran ayında okuduğumuz 2 kitaptan biri de Dijital Minimalizmdi. Kitaba başladığım 2.günden itibaren böyle bir okuma yapmaya ne kadar ihtiyacım olduğunu gördüm. Çünkü haftalık gelen ekran kullanımı saati özeti beni kaygılandıracak düzeydeydi (ortalama 3,5 saat bazı günler 5 saate kadar çıkmış oluyordu). Kitapta “Bir şeyin maliyeti o şey karşılığında hemen ya da uzun vadede verilmesi gereken ömür miktarıdır.” Alıntısını okuduğumda akıllı telefon kullanmanın maliyetinin benim için çok fazla olduğuna karar verdim ve ilk iş telefonumdan sosyal medya uygulamalarını(instagram ve Facebook) silmek oldu. Sonrasında telefonun kendi özelliği olan “Atıl Süre” yi kullanmaya başladım. Belirlediğin saatlerde sadece belirlediğin uygulamalara erişim sağlayabiliyorsunuz. Ben 20.00-10.00 saatlerin arasında telefonumu arama ve whatsapp mesajlarına açık olacak şekilde ayarlama yaptım. Bu saatler içinde eğer başka bir uygulamaya girmem gerekiyorsa telefonum kaydırarak ulaşacağınız 2. görseldeki uyarıyı veriyor. Sınırı Yok Say dersem 1dk, 15dk ya da tüm gün yok say seçeneklerinden birini seçtikten sonra devam edebiliyorum.
Kitapta bu türlü kısıtlayıcı uygulamalar kullanmadan kendinizi kontrol etmenizin neden zor olduğunu da anlatıyor. Buna “dikkat endüstrisi” diyor. Bu endüstri müşterilerinin aşırı kullanımları sonucunda para kazanabiliyor dolayısıyla insan psikolojisinden davranış biliminden yararlanarak refleks haline gelen davranışlarımız ve dürtüsel tiklerimiz sayesinde devleşiyor. Peki bu teknolojiyi kısıtlı kullanmamız sonucu ortaya çıkan boş zamanı neyle dolduracağız? Kitap hayatımızdan bunu çıkarmadan önce “yüksek kaliteli faaliyetler”i hayatımıza dahil etmemizi tavsiye ediyor. Çünkü eğer tatmin edici boş zaman faaliyetleriniz yoksa beyniniz yoksunluk belirtileriyle başa çıkamayıp tekrar başa dönmemiz çok olası. Devamında “gönüllü yalnızlık” kavramıyla tanıştırıyor ki biz bu kavrama zaten tasavvuf kültüründen aşinayız. Sürekli bağlantıda olma durumundan uzaklaşıp sakin bir şekilde yaşadığımızda, insani ilişkilerimizin de daha kıymetli olacak. 
Aslında kitabı yarıladığımda kitabın bana sağladığı tüm besine ulaşmış hissini yaşıyordum ki son bölümdeki
BOŞ ZAMAN RÖNESANSI başlığı altındaki uygulamaların da kıymetli bir liste sunduğunu fark edip paylaşmak istedim.

▶️Her hafta bir şey tamir edin ya da inşa edin.
▶️Düşük kaliteli boş zaman faaliyetlerinizi planlayın.
▶️Bir topluluğun parçası olun.
▶️Sosyal medyayı telefonunuzdan kaldırın.
▶️Cihazınızı tek amaçlı bilgisayarlar gibi kullanın.
▶️Akıllı telefonunuzu basitleştirin.

Beden Kayıt Tutar Kitabı ve Yas Tutma Süreci


Beden Kayıt Tutar Mayıs ayında okuduğum(aslında “bitirdiğim”) diğer kitaptı. Çok uzun sürede okuyabildiğim bir kitap oldu. Bitirmem ayları aldı. Pandemi döneminde travma ve iyileşme süreciyle ilgili bir kitap okumak kolay değildi o yüzden araya başka başka kitaplar girdi hep. Ama bitirdiğimde içeriğiyle ilgili oldukça bilgi edinmiş oldum. Özellikle yaklaşık 2 yıl önce yaşadığım travma (evlat kaybı) sürecimdeki hatalarımı, eksiklerimi gördüm. Ve hem bundan sonrası için hem de etrafımda yaşanacaklar için çok daha donanımlıyım bu konuda diyebilirim. Kendi sürecimden örnek vermem gerekirse: Kitapta travma yaşayan insanların günlük hayatlarında düzgün bir işleyiş için aşırı efor sarfettiklerinden bahsediliyor. Ben de o “en travmatik an görüntüsü” her 10-15 dakikada bir aklıma geldiği için sürekli bundan sıyrılıp o an yaptığım şeye odaklanmaya çalışıyordum günlük hayatımda. Okulda, derse, evde, Duruylayken... Ama zamanla o kadar yoruldum ki sürekli bu uyarılmışlık hali yüzünden dikkatimi toplayamaz hale geldim. Peş peşe dikkatsizliğimden kaynaklanan 2 küçük araba kazası ve bir ev kazası atlattım. Halbuki ilk andan itibaren bu acıyla yaşayamayacağımı düşünüp inkar yoluna giden bilinçaltımla savaşmayıp acımı yaşamayı başarabilseydim sıkışan tüm o duygularla başa çıkmam bu kadar zor olmayacaktı. Travma her ne olursa olsun yaşayanların bunu konuşabilmesi, başkalarıyla duygularını paylaşabilmesi çok önemli. Fakat hem benim ilk andan itibaren “çabuk atlatmış” görüntüm hem de konuyu açıp “üzmek istememek” niyeti sonucunda, bizim ailemizde ve çevremizde konuşulur olmaktan uzaklaştı evlat acımız. Yasal süreci konuşuyorduk ama duygusal kısmını hiç konuş(a)madık. Duygularımı bastıramadığım nadir anlarda “kendini üzme, çocuğunu düşün, güçlü ol” gibi bu sürece hiç yardımcı olmayan, iyi niyetle söylenen ama benim ihtiyacım olmayan ifadeler duydum. Halbuki tek ihtiyacım olan özlemimi sağlıklı bir şekilde ağlayarak ifade edebilmekti. Bunun onaylanmadığını bildiğim için kendimi hep kabristana sakladım. Her ziyaret sonrası daha “insan gibi” hissederek ayrıldım evladımın yanından. Kitabı okudukça öğrendiğim şeylerden biri buydu. Onun acısını yaşamaya izin vermeden iyileşme gerçekleşmiyordu. Bu sürecimde bana profesyonel destek sağladığı için sevgili psikologum İlknur Ortaacar Yamakoğlu'na
 teşekkür ederim. Uyguladığı Emdr terapi sayesinde duygularımı bastırmamayı, yaşayabilmeyi öğrendim. Tüm bunları anlatmamın en büyük sebebi benzer şeyler yaşayan birine nasıl yaklaşmamız gerektiğiyle ilgili fikir sahibi olabilmek. Teselli etme niyetiyle o kişinin iyileşme sürecine engel olmaktan kaçınmak içindi. Umarım toplum olarak acıları konuşmayı, sağlıklı bir şekilde yaşamayı öğreniriz.

3 Şubat 2020 Pazartesi

Evlat Acısıyla Yaşamayı Öğrenmek

Oğlum Ali Kerem’i kaybettikten sonra yasımı sağlıklı ve doğal bir şekilde yaşayamadığımı anlayınca profesyonel bir destek arayışına girmiştim. 10 ay boyunca 6 farklı profesyonelle görüştüm ama bir türlü devamı gelmedi. Kastamonu’da görüşmediğim tek bir kişi kalmıştı ona da son umut olarak biraz da yılgın bir şekilde gittim. Aynı süreci savcılık, emniyet vs ile birlikte onlarca kere anlatmıştım ve artık dayanacak takatim kalmamıştı. Ama Ada Psikolojide İlknur Hanım ilk seanstan itibaren nasıl yanlış kaynayan bir kemik kırılıp tekrar tedavi edilirse, benim yanlış düşünce kalıplarımı, yanlış kodlamalarımı eşeleye eşeleye yeniden doğru şekilde zihnimde yer almasını sağlayarak beni tedavi etti. Bunu yaparken de daha önce duyduğum ama Kastamonu’da yapabilecek ehil bir kişinin olduğuna zerre inanmadığım bir yöntem olan EMDR kullanarak yaptı. EMDR benim gibi travmatik geçmişi olan kişileri, Türkçe karşılığıyla “göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme” yaparak travmatik anılarından rahatsız olmayacak ve anıları yeni ve sağlıklı bir bakış açısıyla görebileceği bir seviyeye getirmeyi amaçlıyor. Benim terapim devam ediyor fakat epeyce ilerledim. Artık Ali Kerem’in anısı yüreğimi paramparça etmiyor, geçirdiğimiz kısacık zamanı ve varlığıyla şereflendirdiği ailemizi düşünerek özlemle anıyorum. Hiç bir tedavi evlat acısını sıfırlamaz, hiç bir terapist de bunun garantisini veremez. Fakat hayata tutunup, geride kalanlarla anlamlı bir ömür geçirerek, cennette kavuşmak için dua edecek seviyeye gelmek herkesin ortak amacı olmalı. Ben çevremdeki herkese öneriyorum ama belki tanışmadığım ama Kastamonu ve çevresinden takip edip bu arayışta olan birine yardım edebilirim diye paylaşmak istedim bu gönderiyi. Ve yaptıkları için Sevgili İlknur Hanım’a ne kadar teşekkür etsem az gelir.

10 Ocak 2020 Cuma

2019 da Okuduklarım

2018 okuma hedefim 30 kitaptı ve hedefime ulaştığımda 2019 için 36 kitap hedefi koymuştum ki 52 kitap(12bin küsür sayfa) ile yılı bitirdim. 1000kitap uygulamasından güncel bir şekilde okudum kitapları kaydediyorum. Hem oradaki kitap incelemelerini hem de yorumları okumayı çok seviyorum. Ocak’tan başlayarak okuduğum kitapları listeleyeceğim. Yıldız kriterlerim geçen yılla aynı. 
5*:tekrar okuyacak kadar sevdim
4*:çok sevdim 
3*: kararsız
2*: sevmedim
1*: okuduğuma pişmanım

1. Hacc Günlüğü Sevgilinin Evine Doğru(4*)
2. Haccı Anlamak(4*)
3. Dönüşüm (4*)
4. Oyun Oynama Sanatı (5*)
5. Beynin Başarabileceğini Biliyor (5*)
6. Oyun Arkadaşım Yeryüzü (5*)
7. Olağan Üstü Bir Gece (3*)
8. Konuş ki Dinlesin Dinle ki Konuşsun (5*)
9. Duvarları Gıdıklanan Okul (4*)
10. Ruh Ziynetleri (4*)
11. Göğü Yere İndirelim (4*)
12. Geliştiren Anne Baba (4*)
13. Ergenlik Sıkıntılı Yıllar (4*)
14. Çocuklar ve Alerji (4*)
15. Allah’ı Merak Ediyorum (4*)
16. İyi Geceler Bay Tom (5*)
17. Kurban Tuzağından Kurtulmak (5*)
18. Okulsuz Büyümek  (4*)
19. Müslüman Şahsiyeti (5*)
20. Macera Expresi (4*)
21. Sınıfta İsyan Var (4*)
22. Rüzgarı Dizginleyen Çocuk (4*)
23. Seni Korkularınla Seviyorum (4*)
24. Sınıftan Yükselen Sesler (4*)
25. Kiraz Ağacı İle Aramızdaki Mesafe (4*)
26. Öğretmenim Mori’yle Salı Buluşmaları (4*)
27. Bunun Adı Findel (4*)
28. Sıkı Dostlar Amansız Düşmanlar (5*)
29. Derin (3*)
30. Karne Oyunu (4*)
31. Evinizdeki Terapist (4*)
32. İbadetin Beyni Dua (5*)
33. Mindfulness (4*)
34. Guguk Kuşu (4*)
35. Okulda Arabulucuk (4*)
36. Başı Sınuklar için Kılavuz (5*)
37. Çocuğunuzun Resimleribddn Keşfedin (4*)
38. Artık Hiç Anlaşamıyoruz (4*)
39. 112 Öğretmenliğime Notlar(5*)
40. Bütün Çocuklar İyidir (5*)
41. Çizgili Pijamalı çocuk (5*)
42. Kurban Tuzağından Kurtulmak (2.kez)
43. Sevme Sanatı (4*)
44. Çocuğum Namazla Büyüyor (4*)
45. Kitaplardan Korkan Çocuk (4*)
46. Yeni Öğretmen (4*)
47. Bülbül Korusunun Gizemi (5*)
48. Benliğini Arayan Çocuk (5*)
49. Deniz Adamı (4*)
50. Petey (5*)
51. Aya Kulak Ver (5*)
52. Çocuklar ve Çiçek Mezarlıkları (5*)

28 Aralık 2019 Cumartesi

MERHABA

Yıllar önce kızım daha 1 yaşında bile değilken ona kullandığım kumaş bezleri paylaşmışım blogda en son. sonrasında her blogun kaderi olarak instagramın kolay kullanılabilir hali beni de aşırı cezbedşnce bıraktım burayı. bir kaç gün önce pc yi açınca aklıma geldi. İnstagramda paylaştığım kitap notlarını paylaşayım burada da olsun diye düşündüm ve topluca paylaşımlar yaptım. Şimdi de yıllardır bir selam vermeden ani bir dönüş yapmış olmamak için geçen yılların ufak bir özetini yapmak istiyorum. kızım 2,5 yaşına geldiğinde abla olacağını öğrendik. Tam da hayal ettiğim gibi 30 yaşım bitmeden 2 çocuklu olacaktım ve çocukların arası 3 yaş olacaktı. Oğlum Ali Kerem 14 Ağustos 2018de dünyaya geldi. Ve 17 Ağustos 2018 akşamı Kastamonu da bir özel hastanenin yeni doğan yoğun bakımında enfeksiyon sebebiyle hayatını kaybetti. Nasip olsaydı şimdi 16 aylık olacaktı. Kızım 4.5 yaşında. İmtihanın nereden geleceğini bilemediğimiz bu hayatta en zor yerden geldi bize. 16 aydır yeniden yaşamayı öğreniyorum. Evladına kavuşup, sarılacağı günü bekleyen tüm anneleri kucaklıyorum.

KURBAN TUZAĞINDAN KURTULMAK


Kurban Tuzağından Kurtulmak okuduğum “kendine yardım” kitapları içinde en etkilendiğim kitaplardan biri oldu. Uzun zamandır paralel okumalar yaptığım için farkına vardığım sağlıksız ilişki döngüsü olan “kurban oyunu” nu detaylarıyla öğrenme fırsatını buldum. 180 sayfalık incecik bir kitap olmasına rağmen bazen 2 sayfa okuyabildim en fazla. Çünkü üstüne düşünmem, örneklerle kafamda oturtmaya çalışmam gerekti. Kurban, Kurtarıcı ve Zorba üçgeninde zaman zaman her bir rolü deneyimlemiş olduğumu görerek şaşırdım. Bir insanda bu üç rolünde ardı sıra var olabileceğini anladım. Kitabın bulduğum boş yerine notlar aldım. Kitapta altını çizdiğim bazı cümleleri paylaşmak istiyorum.
⚡️ Kurbanlar kendileri için üzülen insanlardır. 
⚡️Kurban hayatındaki olumsuzluklar için hep bir başkasını suçlar. Böylece bu onu çaresiz ve güçsüz hissettirir.
⚡️ Kurbanlar başarısızlıklarına geçerli bahaneler bulurlar. Hastalanmak, hedefe ulaşmadan pes etmek vb. Başarısızlıklarının gerçek sorumluluklarını almazlar.
⚡️Kurban acı ve sevgiyi birbirine karıştırır.
⚡️Kurtarıcı yardım ediyor muş gibi görünür ama bağımlılık oluşturan kişidir ve olayları kontrol eder.
⚡️ Kurtarıcı önce birini açıp ona yardım eder. Sonra bu sorumluluğun yükü altında ezilir ve kurban rolüne geçer. Sonra da hissettiği bu suçluluk ve pişmanlık yüzünden kurtarmaya çalıştığı kişiye zorbalık yapar.
⚡️Kurtarıcının yardım etmesi kendinden daha kötü durumda olanlara bakıp kendini iyi hissetme teşebbüsüdür.
⚡️ Genellikle kurtarıcı ihtiyaç duyulmaya ihtiyaç duyan, son derece bağımlı bir kişiliktir. Kurtarıcının “herkes bana ihtiyaç duysun” ihtiyacı inanılmaz boyuttadır. 
⚡️Çoğunlukla zorba çocukken kurban rolünde olan ve daha büyük biri tarafından zorbalığa maruz kalan kişidir. Bu davranış çoğunlukla disiplin kılıfı ile örtülürse de zayıf birinin kendini güçlü hissetme yoludur.
⚡️Duygular için başkasını suçladığımızda onlara güç vermiş oluyoruz.

Benim için 5 yıldızlık (tekrar okuyacak kadar sevdim) bir kitabtı.

ÇOCUĞUM NAMAZLA BÜYÜYOR


Çocukları ibadetlere ısındırmak ve alıştırmakla ilgili okuduğum en kapsamlı kitap Çocuğum Namazla Büyüyor. Peygamber Efendimizin 7 yaşı ısındırma 10 yaşı ise namaza başlama yaşı olarak belirtmesinin ardındaki hikmetlerden ve bebeklikten itibaren çocukların kalbine ibadet sevgisi yerleştirmenin öneminden bahsediliyor. Bunları hadisler, ayetler ve sahabilerin örnek yaşantılarından alıntılarla destekliyor. Ben tekrara düşülen bölümleri hızlı okuma yaparak geçtim, çocuk yetiştirmeyle ilgili bazı noktalara ise katılmamakla birlikte kitaptan çok faydalandım. Kafamdaki bazı sorular netleşti. Bana gelen sorulardan da gördüğüm üzere konuyla ilgili arayışta olan çok ebeveyn var. Hepimiz istifade ederiz inşallah.

Başı Sınuklar İçin Kılavuz


“Sitemin taşıyla başı sınuk bedeni şikeste Fuzûlî’yim
Bu alamet ile bulur beni soran olsa nâm u nişanımı” demiş şair.
Başı sınuk, kalbi kırık, başı dertli, yaralı ruh olarak açıklanıyor ön sözde. Ve “birlikte iyileşme arzusuyla kaleme alınmış denemelerden oluşuyor”diye devam ediyor Kemal Sayar. Yazarın okuduğum 8.kitabı ve her biri ayrı kıymetli benim için. Ama bu kitap kalbim sızım sızım sızladığı zamanlara yetiştiği için çok ayrı benim için. Her bir sayfası öyle güzel derinliklere dokunuyor ki, tekrar tekrar okuyabilmek için not alıp altını çiziyorum satırların, bir yerde takatim kalmıyor bırakıyorum. Sonra keşke bu kitaptan yüzlerce alıp, gözlerinde hüzün gördüğüm herkesin eline usulca bırakıversem diye hayal ediyorum. “Yalnız değilsin, bu acıda seni Allah’a götüren bir yol var. Onu bul ve yürü.” demek istiyorum. Benim kalbime getirdiği esenliği herkesin kalbine getirsin, herkese bir kalbi olduğunu hatırlatsın istiyorum. Kitabı henüz bitirmedim ama bitirmeyeceğimden emin olduktan sonra bunları yazmak istedim. Bitirilip kitaplığa kaldırılacak bir kitap asla değil. Notlarımı döne döne okuyacağım, sığınacağım bir kitap. Bir dostumun tabiriyle herkese emir dostlara tavsiyedir.

SINIFTA İSYAN VAR


Öğrencilerimin sınıf kitaplığını yaz tatili için eve taşıdım çünkü kitapların kaybolmasını istemiyorum. Hem Duru’nun kitap arşivi hem de arka kapağa kimlerin okuduğunu yazdığımız anı bırakma ritüelimiz devam etsin istiyorum. Sınıfta İsyan Var, Sam adında bir 6.sınıf öğrencisinin bir gün sınıfta “ödev istemiyoruz” diye isyan ederek başlattığı sonrasında hukuki bir mücadeleye dönüşen süreci konu alıyor. Sam, ödevlerin öğrenmeyi olumsuz etkilediği yönündeki görüşünü arkadaşlarıyla birlikte, yaşlı bir avukatı da ikna ederek mahkemeye sunuyor. Bu sürece hazırlanırken kitapta tarihle ilgili küçük bilgi kutucukları buluyorsunuz. Ödevlerle ilgili yıllardır devam eden tutumumun hem doğru olduğunu, hem de revize etmem gereken şeyler olduğunu gördüm. Hem öğrencilerin, hem öğretmenlerin hem de ödevlerle dolaylı olarak etkilenmesi beklenen ama doğrudan etkilenen velilerin keyifle okuyacakları bu kitabı tavsiye ettiği için Tuğba Coşkuner'e de teşekkür ederim.

BENLİĞİNİ ARAYAN ÇOCUK


Davranış bozukluğu olan ve ihmal edildiği düşünülen 5 yaşında bir çocuğun oyun terapisiyle yaklaşık 6 ayda geçirdiği değişim anlatılıyor kitapta. Yazar aynı zamanda Oyun Terapisi kitabının da yazarı ve bizzat kendi terapi deneyimini aktarmış kitapta. Ben üstün yetenekli bir çocuğun yanlış yaklaşımlar sonucu bambaşka bir uca savrulmasını hem içim acıyarak hem de heyecanla okudum. O oyun odasında yaptıkları oyunlarına yansıttığı iç dünyası o kadar güzel geçiyor ki yüreğinize, kitap bittiğinde kalbiniz yumuşacık oluyor. Kitabın güzel bir hikaye okumanın yanı sıra çocuklarımızla oynarken neleri yanlış yaptığımızı göstermesi gibi de bir tarafı var. Doğru olmadığını bilmeme rağmen Duru’yu yönlendirdiğimi hatta bazen manipüle ettiğimi fark ettim oyun esnasında. Serbest oyunun iyileştirici gücünü ve çocuklara bu oyunlar sırasında nasıl rehberlik etmemiz gerektiğini de öğreten harika bir kitap. Ben yazasın Oyun Terapisi kitabını da okumayı düşünüyorum. Bu alanda okuma tapmayı sevenlere tavsiye ederim.

26 Aralık 2019 Perşembe

ANNE BABA ve ÇOCUK ARASINDA


Son zamanlarda üzerinde epeyce düşündüğüm bir konu var. Öncelikle kendi duygularımı sonra da Duru’nun duygularını kabul etmek. Maalesef duyguları bastırmak üzerine eğitildik çocukluğumuzdan beri. Ağlamamak, hep takdir toplayan bir şey oldu. Bu yüzden yıllardır yoğun duygular hissettiğim durumlarda dahi o duygumu yaşayamadım hiç. Ve bu beni ancak anne olduktan sonra rahatsız etmeye başladı. Çünkü hiç istemeden bu özelliğimi Duru’ya da aktarmıştım. Çok üzgün olduğu anlarda gözleri dolsa bile kendini sıktığını daha da kötüsü gülümsemeye çalıştığını fark ettim. Hatta “Durucum üzgün görünüyorsun” diyerek duygularını yansıtmaya çalıştığım bir defasında “hayır mutluyum anne bak gülümsüyorum” diyerek gözleri dolu dolu gülmeye çalışmıştı. 2 yaşında bir çocuk bunu yapınca çok sarsıldım ve bu noktaya gelmesine nasıl sebep olduğumu düşündüm. Duru alerjiden kilo verirken ve yemek yemeyi reddederken ısrar eder sonra da oturur ağlardım. Ama ona bunu göstermediğimi düşünürdüm. Yüzümü yıkayıp gülümsemeye devam ederdim. Aslında ne kadar yanlış bir mesaj verdiğimi şimdi görebiliyorum. Olumlu duygular kabul edilebilirdi ama olumsuzlara bende yer yoktu. Duru’yu olumlu ve olumsuz duygularıyla kabul edeceğimi ona hissettirememişim. Her ağladığında kucağıma alıp sakinleşmesini sağladım. Bir an önce modunu değiştirmek için neşeleneceği şeyler yaptım. Halbuki bunların hepsi yetişkinlikte ortaya çıkacak duygulardan kaçmak için bağımlılıklara sürüklenmenin ilk adımıymış. Şimdi hiç bir şey için geç değil diyerek kendimi bu konuda geliştirmeye çalışıyorum. Duru ağladığında sakinleşene kadar duygularını yansıtmaya, kabul ettiğimi hissettirmeye çalışıyorum. Kendi duygularımı yaşamak içinse daha derin çalışmalar yapmam gerekiyor ama 30 yaş bence bunun için çok güzel bir yaş olacak. Anne Baba ve Çocuk Arasında kitabı duyguların kabulüyle ilgili bol örnek dialog ve bilgi sunuyor. Altını çizdiğim yerleri paylaşıyorum umarım ihtiyacı olanlar için bir ön okuma olur.

Ben Giderum BATUM'a

Doğu Karadeniz'de geçici olarak yaşayan herkesin aklında "gitmeden iyice gezeyim, bi daha buraya gelemem" düşüncesi mevcut olduğu için, özellikle memur kesim hafta sonları yeni yerler görmek üzere kendini dışarı atıyor. Bir türlü gelmek bilmeyen bahar günlerinin hafiften yüzünü göstermeye başladığı son bir kaç gündür, bir yıldır yapmayı düşündüğümüz ama bir türlü bir adım atmadığımız günübirlik Batum turunu yapmaya karar verdik arkadaşımla. Gidenlerden aldığımız yorumlar ve kendileriyle yaptığımız görüşme sonucu Rize'den Ritur seyahat acentesiyle gitmeye karar verdik. Gerçekten yerinde bir karar olduğunu döndükten sonra da söyleyebilirim. Özellikle rehberimiz İhsan Bey, Batumla ilgili tüm birikimini bizlere sundu. Burada yazacağım çoğu bilgi de onun ağzından dinlediğim şeyler olacak. Google' dan öğrenilebilecek bilgileri (nüfusu, özerk bölge olması gibi) yazma gereği duymadan Batum yazıma başlıyorum.


Dünyada sadece Gürcülerin kullandığı alfabe solda.




Sabah 9'da başlayan yolculuğumuzda 11'30 gibi Sarp sınırına ulaştık. Vizesiz ve pasaportsuz geçtiğimiz sınırdan bir kaç km sonra durduğumuz benzin istasyonunda ufak bir miktar parayı Gürcistan para birimi lari ye çevirttik.Rehberimiz alacak bir şey bulamayacağımızı önceden söylemişti dediği gibi de oldu. Müze ve botanik bahçesi girişleri dışında dediği gibi harcayamadık bile. Dönüşte kalan larileri yine aynı yerden tl ye çevirdik. Yukarıdaki yazıda da görüldüğü gibi günübirlik gidenler içki ve sigara getiremiyorlarmış.  Beni ilgilendirmese de o amaçla giden ve eli boş dönen çok Karadenizli olduğunu düşünüyorum.




Batum turu fikrinde beni en çok eyecanlandıran kısım Batum Botanik Parkıydı. Gitmeden önce yaptığım araştırmalarda da güzel yorumlar yapılan bir yerdi. Kuş böcek sever biri olarak gerçekten kapısından girdiğim anda kendimi masal dünyasında gibi hissettim. Parfümlere esans olan çiçeklerin bulunduğu için esen rüzgarla gelen kokular durup durup havayı içimize çekme ihtiyacı hissettirdi. Kuş sesleri arasında uzun bir parkurdan aşağı doğru yürüyüp Botanik turunu tamamladık. Öğrendiklerime gelirsek.

Okaliptus ağacı























Gövdesinde beyaz lekelerim olduğu bu ağaç okaliptus. Büyük bir okalistus ağacı bir günde yaklaşık 3ton su çekebiliyormuş gövdesine. Yağmurlar azaldığı için gövdesi kurumaya başladığı için şimdi bu görünümde ama su çektiğinde bembeyaz bir hal alıyormuş. Herkesin bildiği Batum türküsünde "Ben giderum Batum'a, Batum'un batağına" diye bahsedilen bataklıklar da  yüzlerce okaliptus ağacının bu batalıklara dikilmesiyle kurutulmuş. Şimdi bu bataklıkların yerinde küçük lokantalar ve pansiyonlar var.

Japon Kamelyası


Yukarıdaki ağaçsa Japon kamelyasıymış. Çay bitkisiyle aynı kökene sahip olduğu söylendiğinde çok şaşırdım. Sarmaşık güle benzeyen çiçeklere sahip.






ÇOCUĞUM YEMEK YEMİYOR


Bu kitabı daha Duru doğmadan almış kitaplığa koymuştum. Bir yıl geçtikten sonra kitaplıkta görünce inanamadım. Aldığım bütün kitapları okumuş bunu es geçmişim. Halbuki ilk başta okumam gereken kitap buymuş. 6. Aydan beri azalan bazı aylar duran kilo problemi ne kadar da üzdü beni. Öyle bir duruma geldim ki evladımla doyasıya eğlenip o gününün tadını çıkaramaz oldum. Hele 8. ayda kesinleşen inek sütü proteini alerjisinden sonra iyice bunaldım bu ek gıda işinden. Ama bu kitabı daha önce okusaydım o kadar sıkıntı etmezdim. Anne ve babalar önce kendileri okusun sonra annelerine okutsun. Bebeğin en güzel dönemini "yemiyor, zayıf" diyerek üzüntüyle geçirmesin kimse. Allah şükürsüz geçirdiğim o anlar için beni bağışlasın, evlatlara sağlık versin.

Çocuğun Duygusal Dünyası/Isabelle Filliozat


Çocuğun Duygusal Dünyası şimdiye kadar okuduğum ebeveynlik kitapları içinde benim ihtiyaçlarıma en çok cevap veren kitap oldu. Kitaptan almam gereken o kadar çok şey var ki altını çizmeden geçtiğim çok az sayfa var. Bu yüzden kitap haftalar önce bitmesine rağmen notlarımı çıkarmayı tamamlayamadım ama 20 sayfaya ulaşınca bu haliyle paylaşmaya karar verdim. Çocukların duygularını yaşamalarına nasıl rehberlik edebiliriz bunun uzun dönemli ne gibi yararları olur merak ediyorsanız notları hiç okumadan direkt kitabı okumanızı tavsiye ederim. Çünkü benim de sık sık geri dönüp kendime hatırlatmam gerekecek çok güzel tespitlerle dolu. 

Artık Biliyorum


Artık Biliyorum tv programları yapan ünlü Oprah Winfrey’in hayatı boyunca edindiği deneyimler ve öğretileri içeriyor. Ben okurken çok keyif aldım. Olgun ve bilge bir kadının 60 yolda biriktirdikleri ve öğretileri son zamanlarda üzerinde kafa yorduğum bazı konular için kapı araladı. Hoşuma giden yerlerden alıntılar yapayım:
🌿Size en çok ihtiyaç duyanlarla ilgilenebilmeniz için kendinizle ilgilenmeniz gereklidir. Tıpkı uçaklardaki oksijen maskesi teorisi gibi: önce kendi maskenizi takmazsanız hiç kimseyi kurtaramazsınız. Bu yüzden durun ve kendi ihtiyaçlarınıza bir bakın. Düşüncesizlesin. Serbest bırakın. Kendinize, tam da şuan kesinlikle sahip olduğunuz tek kişinin kendiniz olduğunu hatırlatın.
🌿 kendinize sorun hayatınızdaki insanlar kişisel gelişiminiz için size enerji ve destek mi veriyorlar, yoksa gelişiminisi bozuk dinamikleri ve vadesi dolmuş sözleriyle engelliyorlar mı? Sizi sevecen, açık, özgür ve doğal bir varlık olarak desteklemiyorlarsa, güle güle!
🌿 bundan sonra gerçekten kalbimden gelmedikçe kimse için hiçbir şey yapmayacağım. Herhangi bir toplantıya katılmayacağım, birileri için bir yerlere telefon etmeyeceğim, mektup yazmayacağım, tüm benliğimle evet demediğim bir etkinliğe katılmayacağım ve destek vermeyecegim kendime dürüst olma niyetiyle hareket edeceğim.
🌿 Siz, tek başınıza, tam bir insansınız. Eğer eksik hissediyorsanız eksik ve parçalanmış bütün yerlerinizi sevgiyle doldurması gereken tek insan sizsiniz.
🌿 siz, on yıl önceki o kadın değilsiniz. Şanslıysanız geçen seneki o kadında değilsiniz. Bana göre yaşlanmanın tek anlamı değişimdir. İzin verirsek deneyimlerimiz bize kendimiz hakkında çok şey öğretebilir. Ben buna saygı duyuyorum erişme şansına sahip oldum her yaş için de minnettarım.

🌿 Yaşım ilerledikçe önemsiz şeylere ve sığ uğraşlara toleransım azalıyor. Paradan gelmeyen bir zenginlik türü vardır; dikkatinizi hayatınıza vermekten kaynaklanan bir vizyon ve bilgelik zenginliği. Size her şeyi öğretir. Artık kesinlikle biliyorum ki iyi şeyler öğrenmekten duyulan mutluluk en büyük ödüldür.

Güle Güle Kakalar

Güle Güle Kakalar/ Sergi Camara Altın Kitaplar yayınevinden çıkan bir bez bırakma kitabı. Havalar ısınmışken bu işe niyet edecek annelere tavsiye edeceğim çok eğlenceli yardımcı bir kitap. Özellikle bezi bırakmış ama kakasını tuvalete yapmak istemeyen minikler için çok daha etkili olacağını düşünüyorum. Çok eğlenceli bir hikaye. Kaan kakasını yapmak istemiyor ama anne kaka evdeki çocuklarını çok özlemiş. Onlar da annelerini elbette ☺️ Anne Kakanın yavrularına kavuşma sahnesi Duru'nun favorisi. Çok mutlu oluyor.  Son 8 sayfa ebeveyn rehberi. Bu süreçle ilgili bilgiler var. Travmasız atlatılacak kolay bir süreç diliyorum tüm miniklere.💩💩💩

Haylaz Timsah Dişlerini Nasıl Fırçalar?

Duru'nun yeni kitaplarından Haylaz Timsah Dişlerini Nasıl Fırçalar? Duru 1 yaşına girdikten sonra ara sıra dişlerini fırçalamaya başlamıştık ama diş gelişimi geriden geldiği için ve çok az dişi olduğu için pek düzene oturtamamıştık. Azı dişleri çıkınca daha düzenli fırçalama yapmaya başladık. Özellikle kahvaltı sonrası birlikte diş fırçalama rutini gelişti kendiliğinden. Seviyor olsa da benim fırçalamama izin vermiyor kimi zaman. İşte böyle kitapla birlikte fırçalamak iyi olabilir diyerek aldım bu kitabı. Gerçekten işe yaradı. Fırça ve macunu hazır edip kitabın başına oturuyorum hem okuyup hem fırçalıyoruz. Biraz kendi fırçalıyor biraz ben fırçalıyorum. Kitap çok küçük çocukların bile ilgisini çekebilecek nitelikte. Yazılar çok kısa. 1 yaş sonrası ilgisi olan bebeklere okunabilir. Dişlerin nasıl fırçalanacağından son aşama olan köpükleri yıkamaya kadar hiç bir basamak atlanmamış. Bu da çocuğun süreci içselleştirmesini sağlayan bir etmen. Umarım diş bakım alışkanlığını erkenden kazanıp uzun yıllar bunun şükrünü ederler.